Popüler Yayınlar

13 Mart 2013 Çarşamba

TOPRAK - Harun Çekiç / Şiir

Toprak, misafirini bekliyordu.
Bağrından bir avuç göndermişti Cennet’e.
Üflendi en yüce ruhtan. İnsan oldu.
Toprak canlandı. Artık onun bir adı vardı.
Toprak utandı bir gün Cennet’te.
Bir çift ayak toprağa bastı.
Topraktan gelen biri toprağa bastı. Şanlı misafirin ilk muştusu.
En şerefli mahlûk toprağa bastı ve bu;
İlk insan, ilk elçi, ilk baba, ilk eş, ilk nefes, ilk his, ilk hüzün ve ilk aşktı.
Âh bir bilsen, hepsinin esası bir avuç topraktı.
Toprağa basanlar çoğaldıkça, kötülükler gördü toprak,
Utandı.
Ve ilk damla kan düştü toprağa,
Damla damla önce, oluk oluk sonra, kirlendi kara toprak ilk akan kanla.
Âdem (as) ayağını çekti topraktan, aldı yeryüzü, emanet verdiği bir avuç toprağını.
Âdem (as) artık adem oldu bu âlem için.
Nuh (as) geldi. On asır bastığı toprak onu memnun etmedi ve bir sefine yaptı şanlı nebi. Ayağını topraktan çekip suların yükselmesini seyretti.
Bir nebi topraktan ayağını çekince oraya belânın geleceğinden şüphe mi var?
Toprak suyla kaplandı, üstüne basan kalmadı, sular kötüleri ve kötülükleri yıkadı, toprak temizlendi.
Gemi durdu sular çekildi, toprak kurudu, kazanlar kuruldu,
Aşureler pişti toprak vasıtasıyla gelen nimetlerle ve topraktan mamul kazanlarda.
İbrahim (as) geldi sonra. Topraktan yapılan putlar arasında, bir küçücük odada.
Topraktan yapılanların boynunu vurdu, toprağın bağrına Kâbe’yi kurdu.
“Ben ateşten yaratıldım, topraktan üstünüm.” diyen yakamadı toprağı Urfa’da.
Topuğunu toprağa vurdu İsmail (as), Cennet’ten su geldi, sıcaktan kavrulan dudaklar suya kandı, Hacer (r.anha) heyecanlandı, ağladı ve haykırdı: “zem zem”
Susuzluğa vurulan gem.
Topraktan ibaret bir tandırda usulca durdu Musa (as),
Topraktan geldiğini unutanın sarayında boy attı, gelişti.
Toprağı insan eden ona seslendi, bir toprak yığınında Tur Dağı’nda.
Yahya’nın (as) kanı düştü toprağa, Zekeriya’nın (as) bedeni düştü iki parça.
İsa (as) geldi, üfledi, dirildi toprak, beden oldu, iyileşti.
“Ben gideyim, tâ ki alemlerin efendisi gelsin.” dedi.
Nihayetinde toprağa veda, semaya urûc etti.
Ve O (sas), toprağa bastı.
Artık toprak temiz sayıldı, su yerine geçti, o kadar ki onunla abdest alındı.
Topraktan yapılanlar devrildi,
Topraktan üstünüm diyenin üstüne su serpildi.
Toprağın bağrında, bir dağın yamacındaydı, Hira’daydı.
Karanlıktı âlem, karanlıktı topraklar,
İlk emri aldı: “ikra!”
Ve her yer aydınlandı. O gece, toprakların bayramıydı.
O’nun (sas) kanı haramdı toprağa.
Düşmemeliydi bir tek damlası dünyaya, dünyalar dönüşmesin diye zindana.
Taif te Zeyd sildi, Uhud’da Cebrail tuttu ve düşürmediler tek damla kanını.
Dalga dalga nurlandı âlem, “Ulaşacak” dedi “Nâm-ı celîlim en uzağa. ”
Medine’de bir odada. O (sas) da döndü toprağa, çok arzuladığı Refik-i A’la’ya. Oluk oluk kan aktı O’ndan (sas) sonra toprağa.
Bir secde anında Ömer’in (ra) sînesi,
Bir kırâat vakti Osman’ ın (ra) elbisesi,
Ve bülbüllerin şakımadığı bir seherde Ali’nin (ra) nâsiyesi yıkandı kanla.
Bir Muharrem günü Kerbelâ’da. Toprak utandı, topraktan gelen utanmadı. Toprak Asya oldu bize, sonra Anadolu, sonra üç kıta, şimdi bütün dünya.
Bir avuç daha, bir avuç daha, her yere yayılsın yüce dava.
Nice sultanlar düştü kara toprağa, nice şehitler yıkadı toprağı, mübarek kanlarıyla. Bugün bütün dünya topraktır. Toprak davadır, dava topraktır.
Dünyalar kadar büyük davaların ideali son bir avuç topraktır.
Toprak insan olduysa elbet, bir gün insan da toprak olur.
Topraktan geldiğini unutanın nihai sözü; “yâ leytenî kuntu turaba”'dır.


1. Keşke toprak olsaydım. (Nebe, 78/40)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder