1 Nisan 2013 / İDRİS GÜRSOY
Asker kıyafetleri
ve G-3 tüfekleri ile geldiler. Beldenin haberleşmesini kestiler.
Kahvede topladıkları 38 kişiyi tarayıp kayıplara karıştılar. Faillere
bugüne kadar ulaşılamadı. Kimdi bunlar? Yavi’nin Sivas ve Başbağlar’la
ilgisi var mıydı?
‘25 Ekim 1993 günü saat 19:40
sularında Çat nüfusuna kayıtlı Zeki Bingöl’e ait 25 DY 442 plakalı Isuzu
marka kamyonet, beş kişilik bir grup tarafından gasp edildi. Çat’a
bağlı Yavi beldesinin telefon hatları kesildi. Askeri kamuflaj giyen ve
G-3 piyade tüfeği taşıyan örgüt mensupları şüphe çekmedi.”
Bu
satırlar, MİT’in TBMM Meclis Araştırması Komisyonu’na gönderdiği,
1993’te 38 kişinin öldürüldüğü Yavi katliamıyla ilgili ‘Gizli’ bilgi
notundan. 1993, ardı ardına gelen faili meçhul cinayetler, şüpheli
kazalar ve katliamlarla Türkiye’nin en karanlık yılı olarak tarihe
geçti.
Bingöl’de 33 erin şehit edilmesi, Sivas’ta Alevi-Sünni
çatışmasını körüklemek için Madımak Oteli’nin yakılması, hemen ardından
Başbağlar katliamı, birkaç ay sonra Yavi’de 38 vatandaşımızın silahla
taranarak öldürülmesi, ülkeyi iç çatışmaya sürüklemek için yapılan
kapsamlı bir planın parçalarıydı. Ancak pek çok faili meçhul gibi bu
olaylar da aydınlatılamadı.
2 Temmuz 1993 Sivas olaylarının Devlet
Denetleme Kurulu tarafından incelemeye alınmasından sonra Cumhurbaşkanı
Abdullah Gül’e Yavi katliamıyla ilgili de bir dosya sunuldu. Yeni
ayrıntılar, Erzurum’un Yavi ve Pasinler’in Çiçekli köylerinin hedef
seçilmesinin tesadüf olmadığını gösteriyor.
İyi bir istihbarat çalışması
yapılmış, katliamdan saatler önce Yavi’nin çevreyle iletişimi kesilmiş.
Jandarma kıyafetli ve G-3 silahlı beş kişilik grup şüphe çekmemiş.
Katliamdan sonra failler ellerini kollarını sallayarak uzaklaşmışlar.
Savcılık soruşturmasında tim komutanının Amerikan tıraşlı olmasına kadar
eşkâller verilmesine rağmen bugüne kadar kimse yakalanmamış. Erzurum’da
on binlerin katıldığı gösterilerde kitleler Kürt mahallelerine
yönlendirilmiş. Bakanlar yuhalanıp linç edilmek istenmiş. Başbakan Tansu
Çiller, demokratik çözüm arayışlarını sona erdirmiş.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Devlet Denetleme Kurulu’na sunulan Yavi dosyasındaki şoke edici ayrıntılar şöyle:
Asker
kıyafetli tim: Yavi katliamıyla ilgili dosyada MİT’ten gelen gizli
bilgi notunun yanı sıra Erzurum Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin soruşturma
evrakı, tanık ifadeleri, olay yeri tespit tutanağı ve olay yeri
krokileri bulunuyor. 93’teki şüpheli olaylar sıralanıyor.
MİT’in TBMM
Araştırma Komisyonu’na ilettiği bilgi notunda, müsteşar adına Müsteşar
Yardımcısı Muhammed Dervişoğlu’nun imzası var. 1 Kasım 2012 tarihli
belgede “Yavi’deki katliamla ilgili kayıtlarımızla yapılan araştırma
neticesinde hazırlanan bilgi notu ilişikte sunulmuştur.” deniyor.
Eylem
öncesi beldeye giden telefon hatlarının kesildiği, halkın askerî
kamuflaj giymiş ve G-3 piyade tüfeği taşıyan örgüt mensuplarını asker
sanarak şüphelenmedikleri, vatandaşları kahvehaneye toplayan ekibin 38
kişiyi öldürdükleri ve 8 kişiyi de yaraladıkları kaydediliyor.
MİT
bilgi notunda PKK-KCK mensubu oldukları belirtilen 5 kişilik grupla
ilgili daha sonra şu bilgiler yer alıyor:
“Eylemin ardından beldeden
ayrılan örgüt mensuplarının Çat’ın güneyindeki Molla Ömer köyü
istikametine gittikleri ve Kurbanlı köyünde aracı terk ettikleri, yaya
olarak Karabey köyüne geçen örgüt mensuplarının mezkur köyde (…) plakalı
bir aracı gasp ederek Cibo mezrasına geldikleri, akabinde
Çat-Bingöl-Yedisu üzerindeki Kılıçderesi istikametinde Yedisu Mozi
ormanlık alanına kaçtıkları belirlenmiştir.”
MİT belgesinde, olay
sonrası incelemelerde örgüt mensuplarına yardım ve yataklık ettikleri
belirlenen üç kişinin tutuklanarak cezaevine gönderildiği de
kaydediliyor. Ayrıca, 27 Ekim 1993’te Kürdistan Haber Ajansı’nda
‘Gerillalardan Lice katliamına misilleme’ başlıklı bir haberin
yayımlandığı ve örgütün eylemi üstlendiği belirtiliyor.
Yavi
‘istihbarat’la seçildi: Dosyada, Yavi’nin hedef seçilmesinin tesadüf
olmadığı belirtiliyor: Yavi, etrafında Alevi ve Kürt köylerinin olduğu
bir Türk köyü. Bölgenin en büyük nüfusuna sahip. Alevi ve Kürt
köylerinin yol merkezinde bulunmakta.
Tunceli- Yedisu, Bingöl-Karlıova,
Muş-Varto, Erzincan-Tercan ilçelerine sınır veya yakın. Erzurum’un Kürt
nüfusunun ağırlıkta olduğu bölgede. Tekman ve Hınıs’a komşu. Bölgenin
kanaat önderlerinden birçoğunun dini eğitim aldığı bir medrese geçmişi
var.
Avlarlı Efe (1915-1919), Babadereli Ahmet Efendi (1942-1947), Hacı
Halis Emek (1947-1952), Muhammed Yıldız (1952-1968), Molla Ahmet Sunar,
Zeki Efendi bunlardan bazıları. Köy bölgede devlete bağlılığıyla
tanınıyor. 1993, terör eylemlerinin, faili meçhul cinayetlerin, etnik,
dini ve ideolojik toplumsal kamplaşmaları oluşturma çabalarının en yoğun
olduğu bir yıl. Taşıdığı özellikler itibariyle Yavi, etnik ve dini
terör oluşturma çabası gösterenler tarafından özellikle seçildi.
Amerikan
tıraşlı komutan: Cumhuriyet Savcılığı’nın İlçe Jandarma Komutanlığı’na
yazdığı yazı da dosyada bulunuyor. Savcı, sanık eşkâlleri verilerek
faillerin yakalanması için çalışma yapılması ve her üç ayda bir bilgi
verilmesini istiyor. Savcının yazısında ekibin başındaki isim şöyle
tarif ediliyor:
“Komutanları; 25-30 yaşlarında, kısa boylu, siyah saçlı,
Amerikan tıraşlı, saçları geriye doğru taralı, dolgun, sakalsız,
bıyıksız, askeri elbiseli, Kalaşnikof marka silah taşıyor, ince sesli
(bayan da olabilir).
Diğer dört kişi hakkında da şunlar yazılı:
“İkisi 20-22 yaşlarında, askeri elbiseli. Biri 14-18 yaşlarında, kısa
boylu, yeşil papaklı, askeri elbiseli, altta iki dişi altın, G-3 silahı
taşır. Diğeri de 20-22 yaşlarında, 1.80 boyunda, 75 kilo ağırlığında,
hafif sakallı, kapşonlu, koyu renkli atkı taşır, askeri elbiseli, G-3
piyade tüfeği taşır.”
İlçe Jandarma Komutanı Teğmen Osman Aksu ve
üç astsubayın altında imzaları bulunan olay yeri tespit tutanağında da
ilginç bilgiler var. Olay, 19.00-20.00 sıralarında gerçekleşiyor. İlçe
Jandarma Karakolu’nun haberi 21.45’te oluyor. Olay yeri olan kahvehanede
Kalaşnikof tüfeğine ait 7,62 mm çapında 48 adet boş, 5 adet dolu, G3
piyade tüfeğine ait 7,6 çapında 26 boş kovan bulunduğu belirtiliyor.
Alvarlı
Efe’nin torunu da öldürüldü: Yavi katliamından 5 gün sonra 30 Ekim
akşamı bu defa Pasinler’e bağlı Çiçekli köyü basılıyor. Yöntem aynı.
Katliamın bilançosu 6 ölü, 13 yaralı. Çiçekli’de öldürülenler arasında
Alvarlı Muhammet Lütfü Efendi’nin torunu da bulunuyor. Erzurum halkının
âdeta sinir uçları ile oynanıyor.
Cumhuriyet Caddesi’nde galeyana gelen
halk, HADEP’in il binasına saldırıyor. Kürt kökenli vatandaşların
yoğunlukta olduğu Mahallebaşı semtine doğru yöneliyorlar. Dönemin valisi
Oğuz Berberoğlu, Naim Hoca (Gölleroğlu) ve halkın itibar ettiği kişiler
devreye giriyor. Gazeteler “Erzurum ayaklandı”, “PKK terörüne ilk
ayaklanma Erzurum’dan” diye manşetler atıyor. Türk-Kürt çatışması son
anda önlenebiliyor.
Başbakan Tansu Çiller, Yavi katliamından iki
hafta önce 10 Ekim’de Avrupa Konseyi toplantısı için gittiği Viyana’da
terörü çözmek için silah dışında arayışları olduğunu belirtmiş ve
“İspanya tecrübesinden (Bask modeli) biz de yararlanacağız.” demişti.
Çiller, Yavi’den sonra ise 27 Ekim’de “Ya bitecek, ya bitecek!”
açıklamasını yaptı.
Son olarak, ilginç bir ayrıntıyı paylaşalım.
Yavi katliamının olduğu gün Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş, kuvvet
komutanları ve Milli Savunma Bakanı Mehmet Gölhan Erzurum’daydı. Erzurum
merkezli 9. Kolordu’nun komutanı da Doğu Aktulga’ydı.
Kontrgerilla ve JİTEM gibi örgütlerin izleri var
Meclis
Darbeleri Araştırma Komisyonu üyesi Erzurum Milletvekili Cengiz
Yavilioğlu, yakınlarını Yavi katliamında kaybetmiş. Yavi katliamı ile
ilgili yaptığı çalışmadan sonra vardığı sonucu, “Devletin güvenlik
birimlerinde hiçbir bilgi ve belge yok.
Hiçbir araştırılma yapılmamış,
failler yakalanmamış, olayın üzeri örtülmüş.” diye açıklıyor.
Yavilioğlu; Sivas, Başbağlar ve Yavi katliamlarının birbiriyle ilişkili
olduğuna inanıyor. Devlet içindeki JİTEM, Kontrgerilla gibi örgütlere
işaret ediyor:
“Türkiye’de 1993’ten itibaren yaşanan faili meçhuller ve
terör olayları artış göstermiştir. Özellikle Sivas Başbağlar ve Yavi’de
yaşanan olaylar bahane edilerek Alevi-Sünni, Türk-Kürt çatışması medyada
getirilmek suretiyle huzur ve güvenin sarsılması ve siyasi istikrarın
bozulması amaçlanmıştır. Bu eylemlerin zamanlaması dikkate alındığında
terörle mücadelede silah dışındaki yolların arandığı dönemde meydana
gelen bir olaydır Yavi katliamı. 1993’te vuku bulan Sivas ve Başbağlar
gibi birçok olay detaylı araştırılıp kamuoyu gündemine taşınmasına
rağmen Yavi maalesef gündeme hiç alınmamıştır. Cumhurbaşkanı Abdullah
Gül’e arz ettik. DDK’nın 93’le birlikte konuyu bütün yönleriyle
araştırmasını umuyoruz. Bu olaylar aydınlatılıp failler yakalanamazsa
aynı karanlık yapılar benzer tehlikeleri yeniden yaşatmaya
çalışacaklardır.”
Yavi, 93’teki faili meçhul olaylardan sadece biri
Yavi
olayının da yaşandığı 93’te başka hangi olağanüstü eylemler
gerçekleşmişti? Dosyada bu eylemlerle birlikte terörle mücadele
yöntemlerindeki değişikliklere de dikkat çekiliyor.
23 Mayıs 1993’te
Bingöl-Elazığ karayolu kesilerek tezkere almış 33 silahsız askerin şehit
edildiği olaydan sonra terörle mücadelede gayrinizami harp düzenine
geçildiği, iç güvenlik harekatı konsepti temelinde özel kuvvetler
komutanlığının devreye sokulduğu, Doğu ve Güneydoğu illerinde olağanüstü
halin ilan edildiği, koruculuk sisteminin teşkil edildiği ifade
ediliyor. İşte, 93’te ülkeyi sarsan olaylardan bazıları:
24 Ocak
1993: Cumhuriyet yazarı Uğur Mumcu öldürüldü. Ankara’da düzenlenen
cenaze töreninde ‘Kahrolsun şeriat, Türkiye İran olmayacak!’ sloganları
atıldı. Laik-anti laik kutuplaşması derinleştirildi.
17 Şubat 1993:
jandarma teşkilatı içinde kurulan JİTEM’e karşı olduğu öne sürülen
Jandarma Genel Komutanı Org. Eşref Bitlis şüpheli bir uçak kazası sonucu
hayatını kaybetti.
17 Nisan 1993: 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal görevi
başında şüpheli şekilde öldü.
2 Temmuz 1993: Tansu Çiller tarafından
kurulan hükümet daha güvenoyu almadan Sivas’ta Madımak Oteli ateşe
verildi. 35 sanatçı ve gazeteci öldü, 40 kişi yaralandı.
Otopsilerde,
bazı kişilerin dumandan zehirlenerek, bazılarının ateşli silahlarla
vurularak öldürüldüğü tespit edildi. Darbe ve Muhtıraları Araştırma
Komisyonu’na açıklamalarda bulunan dönemin Sivas Valisi Ahmet
Karabilgin, olayın önceden hazırlanmış bir senaryonun hayata geçirilmek
istenmesinden ibaret olduğunu, olayların önlenmesi için askerî
garnizondan yardım istediğini ancak gerekli yardımı alamadığını,
İçişleri Bakanı, Genelkurmay Başkanı ve Cumhurbaşkanı ile görüştüğünü,
Genelkurmay Başkanı ile görüştükten sonra askerî takviye geldiğini ancak
bu takviyenin de yeterli olmadığını ve ihtiyaç ölçüsünde zamanında
yeterli müdahalede bulunulamadığını ifade etti.
Bu olay kamuoyunda,
şeriatçı grupların organize ettiği, gerici bir ayaklanma olarak takdim
edildi. Sünni-Alevi ayrışmasını körükleyen Sivas olayları 28 Şubat
sürecine gidişin bir kilometre taşı olarak görüldü.
5 Temmuz 1993:
Erzincan’ın Başbağlar köyünde 33 vatandaşımız öldürüldü. Bu olay
Türkiye’de Sünni-Alevi çatışması meydana getirmeye yönelik planlı bir
eylem olarak değerlendirildi. Başbağlar faili diye gözaltına alınanlar
bir süre sonra salıverildi. Bugüne kadar hiçbir fail yakalanamadı.
4
Ağustos 1993: Bitlis’in Mutki ilçesine bağlı Kavakbaşı ve Yenidoğan
köyleri arasında yol kesen teröristler minibüsü taradı, 15 kişi öldü 13
kişi yaralandı.
23 Ağustos 1993: Iğdır Sultantopu Karakolu’na yapılan
baskında 14 asker şehit düştü.
24 Ağustos 1993: Batman Gercüş Ayranlı
mevkii baskınında çok sayıda vatandaş öldürüldü.
4 Eylül 1993: Batman’da
yapılan saldırı sonucunda DEP milletvekili Mehmet Sincar ile il yönetim
kurulu üyesi Metin Özdemir öldürüldü.
25 Eylül 1993: Van Kanalga
Karakolu basıldı, 12 asker şehit oldu.
2 Ekim 1993: Kahramanmaraş
Elbistan’ta PKK otobüs taradı, 10 kişi öldü.
4 Ekim 1993: Siirt’in
Daltepe köyünde kadın ve çocukların da bulunduğu 23 kişi öldürüldü.
22
Ekim 1993: Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Bahtiyar Aydın, bölük
komutanlığı binası önünde uğradığı suikast sonucu şehit düştü.
22 Ekim
1993: Siirt’in Derince mezrasında çoğu çocuk 22 kişi öldürüldü.
25 Ekim
1993: Yavi’de 38 vatandaşımız katledildi.
30 Ekim 1993: Pasinler’in
Çiçekli köyünde 6 kişi katledildi.
http://www.aksiyon.com.tr/aksiyon/haber-35203-karanlikta-birakilan-katliam-yavi.html