Popüler Yayınlar

KRİTİK DÜŞÜNME etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
KRİTİK DÜŞÜNME etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Mart 2013 Pazartesi

KRİTİK ANALİTİK DÜŞÜNMENİN BASAMAKLARI


20130101_213010
Yard. Doç. Dr. Hanifi Parla

A.    KAD (KRİTİK ANALİTİK DÜŞÜNME)

KAD (Kritik Analitik Düşünme) Nedir?

KAD, bilgi ve zekamızı bir konu hakkında en mantıklı ve doğru sonuca etkin bir şekilde varmak için kullanmamızı sağlayan ve akılcı düşünmenin önündeki sayısız engeli tanımlayıp üstesinden gelmeye bizi teşvik eden süreçtir.

Kritik olmak, hiçbir şeyi ilk görünüşüyle kabul etmemek; fakat ne kadar geçerli, etkili, önemli, ilgili, yararlı, değerli oldukları ile ilgili mantıklı değerlendirmeler yapmaktır. (Ruskin, 2011)

Analitik olmak; durumları, uygulamaları, sorunları, önermeleri, düşünceleri, teorileri, iddiaları ve benzeri şeyleri onları oluşturan bileşenlerine ayırmaktır. (Ruskin, 2011)

Kritik-analitik düşünme, sık sık, belli bir hedef üzerine odaklanarak düşünme, yani problem çözme, gerçeği araştırma, anlayış geliştirme ile ilişkilendirilir. (Ruskin, 2011)

Bir konuyu, sorunu veya olayı alt başlıklarına ayrıştırıp tümden gelimle ve her bir başlığı ayrı ayrı irdeleyip eleştirerek ve her biri arasındaki bağlantıları gerçekçi kanıtlarıyla ortaya koyarak, yani tüme varımla düşünmek ve değerlendirmektir. Bütünü bütün yönleriyle görebilmektir. (Makaracı, 2007)

Kritik ve analitik düşünme zihinsel işlevlerin kullanıldığı bilişsel bir aktivite olarak tanımlanabilir. Bu bakış açısıyla bakıldığında, kritik ve analitik düşünmeyi dikkat, hafıza, muhakeme, algılama ve çıkarsama yapma gibi bir dizi zihinsel surecin eşgüdüm içinde etkileştiği bir süreçler bütünü olarak düşünebiliriz. Seçme, kategorize etme, tümevarım, tümdengelme, mecaz, benzetme, ayrıştırma ve soyutlama gibi kritik ve analitik düşünmenin diğer bileşenlerinden de söz edebiliriz. (Ağargün, 2011 )

Kritik düşünme en genel anlamıyla “kişinin beynini kullanma sanatı” olarak ifade edilebilir. Kendi yaşamımızı kolaylaştırma anlamında ya da karşılaştığımız problemleri çözme anlamında kritik düşünmeye yaklaştığımız zaman olay biraz daha anlam kazanmaktadır. Kişi zamanla kendi yetenekleri ölçüsünde zihinsel süreçlerini ve akıl yürütme yollarını / bunları denetleme araçlarını ortaya çıkardığı ve kullandığı ölçüde kritik düşünme yetisini gerçekleştirmiş sayılacaktır. (Canköy, 2010)

Gerçekte “kritik” sözcüğünün anlamı irdelendiğinde, temel olarak alışılagelmişin dışına çıkılmakta, kişi daha analitik, daha rasyonel, daha mantıklı ve büyük ölçüde kendi düşünce ve tavırlarını daha çok denetlemektedir. Diğer bir açıdan bakıldığında “kritik” sözcüğünün bünyesinde eleştiriyi de içerdiği hissedilmektedir. Ancak bütün bunların ötesinde kritik düşünebilen kişilerin her şeyi olduğu gibi kabul etmeyip her zaman için olaylar ve düşünceler arasında ilişkiler kurabilen ve çıkardığı sonuçlara göre tavır alabilen özellikler taşıdığı görülmektedir. Gerçekte bu yaklaşım beraberinde problem çözme sürecini de içermektedir. Belki problem çözme becerisine ek olarak burada ayrıntılardaki incelikleri arama özelliğinden bahsedebiliriz. (Canköy, 2010)

Çevremize söyle bir göz attığımız zaman bahsettiğimiz özelliklere sahip kişilerin hayatta daha mutlu ve daha başarılı olduklarını görmekteyiz. Çünkü kritik düşünebilen kişi çok yalın durumlarda bile kendi hesabına birşeyler çıkarmayı bilen kişidir. (Canköy, 2010)

Günlük yaşantımızda ya da pratikte, kritik ve analitik düşünmeye psikolojik olduğu kadar sosyal bir anlam da yükleyebiliriz. Bu anlamda, politika, ekonomi, basın-yayın, kültür, iletişim gibi yaşamı ilgilendiren tüm alanlarda kritik ve analitik düşünme ilgi odağı olmalıdır. Hayat tercihlerimizin belirlenmesinde, arkadaş seçimimizde, olayları yorumlamada, doğru soruları sorup bu soruların doğru cevaplarını bulabilmede, olayların neden-sonuç ilişkisini kurmada, olayları ve durumları geçmiş-bugün-gelecek ekseninde bütüncül olarak değerlendirebilmede, sağlıklı öngörülerde bulunmada, v.b. birçok konuda kritik ve analitik düşünmeye ihtiyaç duyarız. (Ağargün, 2011 ).

Branch’a göre( 2000, s.31) kritik düşünme şu özellikleri içerir:
  • Düşünce özgürlüğü,
  • Entelektüel alçakgönüllülük,
  • Entelektüel cesaret,
  • Entelektüel kararlılık,
  • Entelektüel bütünlük,
  • Meraklı olma,
  • Karar vermede güven,
  • Bir amaca sahip olma,
  • Hedefleri görme isteği
kararKAD Uygulama Aşamaları

Sorunu anlama ve çözmeyi kapsayan eylemli kritik analitik düşünmenin aşamaları:

1. Bilgi toplamak, (Problemin, meselenin iyi ve doğru anlaşılması)

2. Mevcut durumu anlamak, (Konu üzerinde olabildiğince çok araştırma ve soruşturma yapılması, gereken bilgilerin toplanması)

3. Sorunu alt gruplara ayrıştırmak, (Ortaya çıkan alternatif çözüm yollarının tespit edilmesi)

4. Olayı tanımlamak, (Mümkün çözümlerin bir bir denenmesinin tasarlanması)

5. Sorunun çözümü için hedef belirlemek,

6. Uygulanacak yöntemi belirlemek ve uygulamak, (Bunlar içinden en iyi, en az riskli çözümün seçilmesi)

7. Sonuç ile ilgili analiz yapmaktır (Nihai çözümün uygulanması).

Bilgi toplamak aşamasında; tarafsız olmak, doğru bilgi kaynaklarını seçmek, doğrudan bilgi toplamak ve birden fazla bilgi kaynağına başvurmak önemlidir.

Mevcut durumu anlamak aşamasında; 5N-1K olarak formüle edilen sorulara cevap vermek, problemden kaynaklanan temel soruyu iyi tespit etmek, soruları olabildiğince açık ve kesin ifadelerle belirlemek, cevapları gerçekçi, duygusallıktan uzak ve ön yargısız değerlendirmek önemlidir.

Sorunu alt gruplarına ayrıştırma aşamasında; alt gruplar, soruna etkili olan faktörlere göre sınıflandırılmalı, önemlerine göre gruplandırılmalı, diğer durumlarla ilişkilerine göre değerlendirilmelidir.

Olayı tanımlamak aşamasında; görülen sebeplerin gerçek olup olmadığı,sonuçların gerçek olup olmadığı, başka beklenen sonuçların bulunup bulunmadığı, olayı kimin, neden ve nasıl yaptığı gibi temel sorulara tarafsız ve doğru cevaplar verilerek olay gerçek anlamda tanımlanmalıdır.

Sorunun çözümü için hedef belirlemek aşamasında; amaç ve hedef, açık ve net olmalıdır. Varsa, benzer amaçların ayrımı yapılmış olmalıdır. Mevcut veriler, istatistikler, bilimsel gerçekler, geçmiş olaylar ve geleceğe ilişkin tahminler göz önünde bulundurulmalıdır. Göz önüne alınması gereken başka bir yaklaşım olup olmadığı kontrol edilmelidir.

Uygulanacak yöntemi belirlemek ve uygulamak aşamasında; hedefe ulaşmak için kullanılacak yöntem ile ilgili gerekli bilgileri uygun yöntemlerle toplamalı, uygulama aşamaları belirlenmeli ve uygulama takvimi yapılmalı, gerekli koordinasyonlar sağlanarak kararlılıkla uygulanmalıdır. Uygulama sırasında belirli aşamalarda amaca uygunluk açısından kontroller yapılmalıdır.

Sonuç ile ilgili analiz yapma aşamasında; uygulama sonuçları çeşitli boyutları ile değerlendirilmeli, hedefe ulaşılıp ulaşılmadığı tarafsızca tespit edilmeli, hedefe ulaşılamamış ise nedenleri tespit edilmeli, nerelerde hata yapıldığı belirlenmeli, gerekli ise değişiklikler yapılarak yeniden uygulama yapılmalıdır

Bu sıralama kritik ve analitik düşünerek problem çözmenin aşamalarını göstermektedir.

Kritik ve analitik düşünebilen kişiler soru ve problemleri acık ve net bir bicimde formüle ederler. Gerekli bilgiyi edinir ve değerlendirirler. Güçlü kanıtları olan sonuçlara ulaşırlar ve bunları test ederler. Alternatif öngörüler ve teoriler geliştirerek pratik sonuçlara ulaşırlar. Karmaşık sorunların tespit edilerek çözümlenmesinde diğer kişilerle etkin ve uyumlu bir işbirliği kurarlar. (Ağargün, 2011 )

düşünKritik-Analitik Düşünme Nasıl Yapılmalıdır?
Herhangi bir konuda kritik analitik düşünme yöntemini uygulamak için, birbirine bağlı ve birbirinin devamı niteliğinde olan iki ana yaklaşım uygulanmalıdır: Sorunu anlama ve sorunu sorunu çözme.
  1. 1.      Sorunu Anlamak
Bu aşamada yapılması gerekenler şunlardır.
  • Bilgi Topla: Sorun ile ilgili bütün bilgi ve belgeleri değerlendirerek konu hakkında detaylı bilgi sahibi olmak.

  • Mevcut Durumu Tanımla: Sorunun veya olayın boyutu, olumlu ya da olumsuz faktörler gözden geçirilip mevcut durumu bütün yönleri ile kavramak.

  • Alt Başlıklara Ayrıştır: Konunun detaylarına ulaşabilmek için alt başlıklarına ayrıştırıp, her bir başlığı ayrı ayrı değerlendirmek.

  • Olayı Tanımla: Her türlü faktörü değerlendirdikten sonra konunun tam olarak anlaşılması ve tanımlanmasıdır.
 2.      Sorunu Çözmek

Bu aşamada yapılması gerekenler şunlardır:
  • Amacını Belirle: Sorunu nasıl çözeceğine ilişkin bir amaç ve hedef belirlemek.
  • Amaca Yönelik Bilgileri Topla: Ulaşmak istenilen amaca yönelik bilgi ve belgeleri değerlendirerek konu hakkında detaylı bilgi sahibi olmak.
  • Önermeler Oluştur: Amaca ulaştıracak alternatif önermeler oluşturmak.
  • Yöntemi Belirle: Alternatif önermeler arasından en doğru, en kolay, en hızlı, en ekonomik gibi özellikleri göz önüne alarak birisini belirlemek.

  • Sorunu Çöz: Seçilen yöntemi uygulamaktır (Makaracı, 2007)
Eğitim – Öğretim Ortamları İçin Öneriler (Öğretmenler İçin):

1.   Öğretim esnasında daha az konuşarak öğrencilerin daha çok düşünmelerine olanak tanıyın.

2.  Öğrencilere okuma yerine kendi başlarına nasıl okuyabileceklerini öğretin.

3.  Kavram öğretiminde gerçek hayattan alınan örnekler üzerinde durun.

4.  Öğrencileri kritik düşünmeye yöneltecek okuma, yazma ve dinleme etkinliklerine yer verin.

5.  Bir konu hakkında düşünürken bunu sesli bir şekilde öğrencilerin önünde yapın. Düşünme biçiminizi izlemelerine olanak tanıyın.

6.  Öğrencilere sık sık sokratik diyalog gerektiren sorular yöneltin.

7.  Bir öğrencinin verdiği bir yanıttan bir başka öğrencinin ne anladığını sorun.

8.  Özellikle soyut kavramların öğretiminde somut nesnelerden yararlanın. (Cankoy, 2010)
Sonuç olarak;

Kritik analitik düşünebilen bir kişi, önemli sorunları ve olayları doğru ve kesin bir şekilde formüle ederek çözer. Alternatif düşünceler ve sistemler hakkında açık fikirlidir (Elder, 2005, aktaran: Zinde, 2007)

B.     KAYNAKÇA 
  1. Ağargün, M. Yücel.(2011, 02 Mart). Kritik ve Analitik Düşünme Nedir. Erişim Tarihi: 10 Nisan 2012, http://www.kritik-analitik.com/
  2. Cankoy, Osman. (2010, 1 Nisan). Kritik Düşünme.  Erişim Tarihi: 14.04.2012,  http://www.kritik-analitik.com/articlespopup.aspx?ıd=19
  3. Çilli, A. Savaş. (2009). Ankara Kritik Analitik Düşünme Akademisi Seminerleri. Erişim Tarihi: 14.04.2012, www.ankad.org/userfiles/file/kad_giris.pdf.
  4. Güçlü, nezahat. (2003). Stratejik Yönetim.G.Ü. Gazi eğitim fakültesi dergisi. 23(2). S.61-85.
  5. Zinde(sosyal gelişim derneği).(2007). Kritik- Analitik Düşünmek(KAD). Erişim Tarihi: 10.04.2012, www.zinde.info/dosya/kad_ocak_2007.doc
  6. MEB. Meb stratejik plan hazırlık programı. Erişim Tarihi: 14.04.2012, http://www.sp.gov.tr/documents/meb_hazirlik_programi.pdf
  7. 7.      Ruskin. (2011,10 Eylül). Anglia Ruskin Üniversitesi Tarafından Üniversite Öğrencileri için Hazırlanmış Rapor.Erişim Tarihi: 10 nisan 2012, http://www.kritik-analitik.com/.
  8. Ünsal, nezir(Ed). (2008). Meb Stratejik Planlama Süreci(bilgi notu). MEB: Ankara

http://bucev.net/kritik-analitik-dusunmenin-basamaklari/    internet sayfasından alınmıştır.

KRİTİK ve ANALİTİK DÜŞÜNME NEDİR? *

Kritik ve analitik düşünme zihinsel işlevlerin kullanıldığı bilişsel bir aktivite olarak tanımlanabilir. Bu bakış açısıyla bakıldığında, kritik ve analitik düşünmeyi dikkat, hafıza, muhakeme, algılama ve çıkarsama yapma gibi bir dizi zihinsel surecin eşgüdüm içinde etkileştiği bir süreçler bütünü olarak düşünebiliriz. 

Seçme, kategorize etme, tümevarım, tümdengelme, mecaz, benzetme, ayrıştırma ve soyutlama gibi kritik ve analitik düşünmenin diğer bileşenlerinden de söz edebiliriz.

Günlük yaşantımızda ya da pratikte, kritik ve analitik düşünmeye psikolojik olduğu kadar sosyal bir anlam da yükleyebiliriz. Bu anlamda, politika, ekonomi, basın-yayın, kültür, iletişim gibi yaşamı ilgilendiren tüm alanlarda kritik ve analitik düşünme ilgi odağı olmalıdır. Hayat tercihlerimizin belirlenmesinde, arkadaş seçimimizde, olayları yorumlamada, doğru soruları sorup bu soruların doğru cevaplarını bulabilmede, olayların neden-sonuç ilişkisini kurmada, olayları ve durumları geçmiş-bugün-gelecek ekseninde bütüncül olarak değerlendirebilmede, sağlıklı öngörülerde bulunmada, v.b. birçok konuda kritik ve analitik düşünmeye ihtiyaç duyarız. 

Sahip olduğumuz değerler ve kültürel birikimimizin bir yansıması olarak; hikmet kavramını anlamak, kritik ve analitik düşünmeyi anlama ve uygulamada oldukça yol gösterici olabilir. Kültürel ve ilkesel kimliğimizin bir parçası olması gereken hikmet kavramını doğru anlayabilirsek kritik ve analitik düşünmeyi daha doğru ve sağlıklı şekilde zihnimize yerleştirebiliriz. Hikmet, nesneyi yerli yerine koymada ve/veya olayların sebep-sonuç ilişkisini kurup hükme varmada aklı isabetli kullanarak elde edilen sonuçtur. Hikmet, doğru gören keskin bir göz gibidir. 

Hikmetten yoksun olan, sarhoş bir insana benzer. Yanlış gördüğü ve yanlış değerlendirdiği için attığı adımların sonuçları beklediğinden farklı olur; düşmesi, kaybolması, dostunu düşmanını ayıramaması, yanlış yerden medet umması, iyilik yapayım derken bile felakete sebep olması kaçınılmazdır.

Hikmet sahibi birey varlığı ve hayati için doğru soruları soran kişidir. Kendini, kim/ne olduğunu, nerede olduğunu, ne için olduğunu bilir. Etrafını, etrafındakilerin ne olduğunu, nerede ve nasıl olduğunu bilir. Hayatı bilir. Çünkü ancak hayatın ne olduğunu tanımlayabilen insan tam hikmet sahibi olabilir, yani çevresini ve kendini doğru anlayabilir, içsel varlığını, toplum içindeki varlığını ve dünya üzerindeki varlığını anlamlandırabilir. Varlıkların (Yaratıcı ile yaratılmışın, âlim ile talebenin, önder ile tabiinin, insan ile doğanın vb.) birbirine nispetle durumlarını objektif olarak ölçebilir. 

Kimlikleri ve olayları çevrelerinden soyutlamadan görüp değerlendirebilir. Kimlikleri ve olayları, nereden geldikleri, nerede oldukları ve nereyi hedefledikleriyle bütünleştirerek, geçmiş-bugün-gelecek ekseninde devamlı çizgiler olarak görebilir. Sonuç olarak, sebep ve sonuçları doğru tespit edebilir, geleceğe dair sağlıklı öngörüler yapabilir, konuların çok yönlü haritalarını çıkarabilir.

Sosyal etkileşim içinde sağlıklı, dengeli ve uyumlu bir birey olarak yaşamak için kritik ve analitik düşünme, bize gerekli bir dizi yetenek ve tutum kazandırır. Bunların neler olduğunu anlayabilirsek kritik analitik düşünmenin ne anlama geldiğini belirleyebiliriz. Kritik analitik düşünmeyle etrafımızdaki insanların pozisyon ve argümanlarını doğru tanımlayabiliriz. Olaylar ve sonuçlarıyla ilgili alternatif bakış açılarını geliştirebiliriz. Önümüzde duran bir argümanın tutarlılığını ve sağlıklı olup olmadığını doğru değerlendirebiliriz. Olayları doğru okuyabilir; satırlar arasında verilenleri, madalyonun arka yüzünü, saptırma ve şaşırtmaları sezebiliriz. Meseleleri ele alırken sistemli, bilinçli ve bilimsel davranabiliriz.

Kritik ve analitik düşünmeyle yakin benzerliği olan `septisizm` kavramı arasındaki farklılık kritik ve analitik düşünmeyi doğru anlamamızı ışık tutabilir. Kritik ve analitik düşünme bir parça kuşkuculuğu gerektirir. Ancak burada kesin ipuçları edinmeyi sağlayacak bir kuşkuculuk söz konusudur. Paranoyada ki gibi, kesin kanıtları olmayan ve sağlıksız muhakemeden kaynaklanan bir düşünme tarzı söz konusu değildir. Kritik ve analitik düşünme doğruya ulaşmada sorgulayıcı, ancak önyargısız sağlıklı ve kapsamlı bir düşünme biçimidir. Duyduğu hiç bir şeye inanmamayı amaçlayan, yalın septik düşünmede ise doğruyu bulma amacı güdülmez ve öngörüler sıklıkla önyargıya dönüşür. Oysa kritik ve analitik düşünmede önyargı bulunmaz; bunun yerine sağlıklı öngörülerde bulunulur.

Kritik ve analitik düşünme doğru yargılamalar yapmayı gerektirir. Doğru yargılama için doğru sorular sormak kaçınılmazdır. Hayatta karşılaştığımız birçok durumda doğru soruları sormalıyız. Buna belki, soruları doğru sormak ve doğru düşünüp doğru cevaplar bulmak da diyebiliriz. Belli bir konuda bir uzman bir şey söylediğinde, buna karşılık bir başka uzman başka bir şey söylediğinde ne yapmamız gerektiğini belirlemede önümüzde iki yaklaşım seçeneği vardır: Bir seçenek, her neyle karşılaştıysak ve her kim söylediyse kabul etmektir. İkincisi ise karşılaştığımız durumun değeri ve önemi konusunda doğru sorular sormak, cevaplarını bulmak ve ondan sonra bir karar vermektir.

Kritik ve analitik yaklaşımda farkındalık artışı sağlamak esastır. Hayatımızla ilgili birçok konuda farkındalık artışı gereklidir. “Neden birileri benim bir şeyi kabul etmemi istiyor?” “Kabul etmeli miyim?” gibi sorular farkındalığımızı geliştirmenin ilk adimidir. Bunun için pasif konumdan aktif konuma geçmeli, daha belirleyici olmalı ve doğru cevapları bulmalıyız. Kritik ve analitik düşünme farkındalığı artırmak için tutarlı, sistemli ve doğru sorgulama cabasıdır.

Bir iddiada yer alan kavramların ve bunlara ilişkin kanıtların tutarlılığını ve açıklığını fark etmek kritik ve analitik düşünmenin önemli bir adimidir. Bir konu, sonuç ve sonucu destekleyen kanıtlarda bazen doğrudan anlaşılabilir ifadeler kullanılabilir; ancak böyle olsa da çoğunlukla geliştirilen argümanlarda müphem kavramlar seçilir. Müphem kavramların ikna edici gücü güçlü olmasa bile kafa karıştırıcı ve yanlış yönlendirmeye açık oluşu iddia sahiplerinin isini kolaylaştırır. Özellikle eşitlik, özgürlük, adalet, bağımsızlık v.b. ile ilgili konularda müphemlik sıklıkla bulunur ve yönlendirmede oldukça etkilidir.

Muhakemede yanlışlıkların ya da saptırmaların var olup olmadığının araştırılması; hile, saptırma, yanılsama, yanlış ikilemlerin varlığının sorgulanması, önemli bilgilerin yeterince vurgulanıp vurgulanmadığı ve doğruların saklanıp saklanmadığının değerlendirilmesi kritik ve analitik düşünmenin gerekleri arasındadır.

Önyargıların, sübjektifliğin, tek vaka örneklerinin, yanlış genellemelerin anlaşılması kritik ve analitik düşünme için kaçınılmazdır. Önyargılar çoğunlukla yanlış yürütülen muhakemenin yol açtığı düşüncelerdir. Genel olarak, insanlar öngörülerini önyargıya kolayca dönüştürürler. 

Objektif davranmayı başaramazlar ve yanlış yorumlar yaparlar. Sonuç olarak, sosyal kutuplaşmalara giden sonuçlar ortaya çıkar. Yaygın hatalardan bir diğeri ise tek vaka örneklerini gereksiz genellemeler yaparak gerçekleri çarpıtmaktır. Art niyetli çoğu girişimde bu hataları sıklıkla görürüz. Kritik ve analitik düşünme bu yanlışlıkları giderir. Kritik ve analitik düşünme yetenekleri gelişmemiş bireyler bu yolla kullanılan ikna çabaları karsısında kolaylıkla yem olurlar.

Kritik ve analitik düşünme karşılaşılan sorunların tutarlı, sağlıklı ve mantıklı bir şekilde çözümlenmesidir. Bir problemin çözümünde şu mantıki aşamaları takip etmek düşünülebilir:

1. Problemin, meselenin iyi ve doğru anlaşılması

2. Konu üzerinde olabildiğince çok araştırma ve soruşturma yapılması, gereken bilgilerin toplanması

3. Ortaya çıkan alternatif çözüm yollarının tespit edilmesi

4. Mümkün çözümlerin bir bir denenmesinin tasarlanması

5. Bunlar içinden en iyi, en az riskli çözümün seçilmesi

6. Nihai çözümün uygulanması.

Bu sıralama kritik ve analitik düşünerek problem çözmenin aşamalarını göstermektedir.

Kritik ve analitik düşünebilen kişiler soru ve problemleri acık ve net bir bicimde formüle ederler. Gerekli bilgiyi edinir ve değerlendirirler. Güçlü kanıtları olan sonuçlara ulaşırlar ve bunları test ederler. Alternatif öngörüler ve teoriler geliştirerek pratik sonuçlara ulaşırlar. Karmaşık sorunların tespit edilerek çözümlenmesinde diğer kişilerle etkin ve uyumlu bir işbirliği kurarlar.

Ana bileşenlerini irdelemek kritik ve analitik düşünmenin anlaşılmasına ışık tutabilir. Bir haber, bir mesaj, bir iddia ya da bir durumla karşılaştığımızda ilk sormamız gereken soru `Mesele (ya da konu) nedir?` sorusudur. Buna başlangıç sorusu da denilebilir. Bu soru çok önemli ve kritik ve analitik düşünme surecini başlatan sorudur. Konunun bulunmasından sonraki adim sonucun bulunmasıdır. Sonuç, bir yazarın ya da konuşmacının kabul etmemizi istediği ve vermeye çalıştığı mesajdır. Sonucun bulunması konunun bulunması kadar önemlidir. Sonucu bulabilmek için konunun ne olduğunu bir kez daha değerlendirmeliyiz. 

Sonucu bulmamızda yardımcı olabilecek bazı anahtar sözcükler işimize yarayabilir. Sonuç olarak, bu nedenle, kısaca, özet olarak, …gösterir ki… gibi ifadeler bizi sonuca götürür. Bu arada, verilen örneklerin, istatistiklerin, tanımların ya da kanıtların sonuç olmadığını, ancak sonuca varmada kullanıldığını hatırda tutmalıyız. Örnekler, istatistikler ve sunulan kanıt niteliğindeki verilerden sonra “peki ya sonra…?” sorusunu sorduğumuzda da sonucu çıkarabiliriz.
Kritik ve analitik düşünmede, kanıtlar üzerinde en çok durulması gereken kavramlardan biridir. Kanıt “neden bu sonuca inanmalıyım?” sorusunun cevabıdır.

Kanıtlar sonucu destekler ve bir argümanın geliştirilmesinde inandırıcı ve ikna edici bir rol üstlenirler. `Kanıtlar+Sonuç=Argüman` denklemi kritik ve analitik düşünmede akılda tutulması gerekli çok önemli bir denklemdir. Argüman (iddia, görüş) varılan sonuç ve bu sonucu destekleyen kanıtlardır. Kanıtları bulabilmek için `…bir sonucu olarak…, ..nedeniyle…, …tarafından desteklendiği gibi, mesela….` gibi anahtar sözcükleri yakalayabilmek gerekir.

Kritik ve analitik düşünmeye başlamak argümanları doğru tanımakla baslar. Argümanları ikna etme girişimleri olarak görebiliriz. Tam bu noktada, karşımıza kritik ve analitik düşünmeyle ilgili başka bir kavram çıkar: Retorik. Retorik birisini bir şeye inanmaya, bir fikri benimsemeye ya da bir davranışı sergilemeye yazılı ya da sözel olarak ikna etme girişimidir. Ama bunu yaparken, inanç, kabul ya da davranış için güçlü kanıtlar ileri sürmek yerine, kullanılan sözcüklerin etki gücünden yararlanmak esas alınır. Bu yaklaşımın günlük yaşamımızda birçok örneğini görebiliriz. 

 Kritik ve analitik düşünme, sözcüklerin ve sözcüklerin bir araya gelerek oluşturdukları söylemlerin büyüsüne kapılmadan verilmek istenen mesajın hakli gerekçeleri olup olmadığını görebilmektir. Burada `doğruluk` ve `geçerlilik` kavramlarına atıf yapabiliriz. Argümanın doğru ya da gerçek olduğu vurgusu, dayandığı kanıtların varılan sonuçlarla birlikte tutarlı olup olmadığıyla ilişkilidir. Başka bir deyişle, kritik ve analitik düşünme kanıtlarla desteklenen bir argümanı sözcüklerin ya da terimlerin manipülatif gücünü kullanarak geliştirilen argümanlardan ayırt edebilmektir.

Kritik ve analitik düşünme için argümanları oluşturan bilgilerin taşıması gereken bazı temel standartlar vardır. Her şeyden önce, bilgi bilimsel veri nitelliği taşımalıdır. Kaynağı belli ve muteber olmalı, doğruluğu aleyhine kanıt bulunmamalı, zanna dayanmamalı (zannı galib hariç), kesin olmalı, şüphe barındırmamalı, diğer bilgi bileşenleriyle birlikte bütünlük oluşturabilmelidir. Aşağıdaki örnekler kritik ve analitik düşünmede sözünü ettiğimiz kanıta dayalı argümanlar ve kanıtlarla desteklenmemiş olanları karşılaştırmaktadır:

Desteklenmemiş argümanKanıta dayalı argüman
“A televizyonu X`i İncil okurken görüntüledi. A aslında dindar geçinen, ama menfaat düşkünü birisidir.”“X, kutsal kitaplar hakkında akademik araştırmalar yapan bir ilahiyat profesörüdür. A Televizyonu, X’ İncil okurken görüntüledi.”
“X firması pahalı ve bir o kadar da paracı bir firmadır.”“X firması kaliteli mal üretmektedir. Ürünleri uzun süre dayanmakta ve kaliteli malzemeden üretilmektedir. Bu yüzden diğerlerine göre biraz daha pahalıdır.”
“X partisi yetkilisi `bütün sorunların çözümü bizdedir` dedi.”“X partisi ….konularının çözümüyle ilgili olarak .…ilkelerini benimsemektedir.”
“X, Y`i çok sevdiği için Z de X`i sever.”“X, Y`yi kendisi için değil, Allah için sevdiğinden Z de X`i sever.”

Bazı durumlarda bir konuda olumlu ya da olumsuz düşünmemize neden olabilecek karşıt kanıtlar söz konusu olabilir. Geleneksel olarak, kültürümüzde yer alan ve Nasreddin Hoca`ya atfedilen bir fıkrayı ele alalım:
 
Nasreddin Hoca`ya bir davacı ve bir davalı başvurur.
Nasreddin Hoca önce davacıyı dinler. Sonunda davacının ortaya koyduğu gerekçeleri yeterli bularak davacıya “haklısın” der.
Yardımcısı araya girer ve su uyarıyı yapar: “Hocam! Bir karar vermeden önce iki tarafı da dinlemelisiniz.”
Bunun üzerine davalıyı dinleyen Hoca davalının gerekçelerini de haklı bulur ve “haklısın” der.
Yardımcısı tekrar araya girer ve “bu tur konularda iki taraf da ayni anda hakli olmaz hocam!” der.
Sonunda Hoca yardımcısına dönüp “sen de haklısın” der.

Buna benzer örnekleri başka kültürlerde de bulabiliriz. Aslında kendi yaşantımızda da ikilem yaşadığımız ve zorlandığımız karşıt durumlar söz konusu olabilir. Hangi argümanın daha doğru olduğunu sorgularken doğal olarak, argümanların dayandığı/dayandırıldığı gerekçelere, yani kanıtlara bakarız. 

Bazen birbirine karşıt iki argümanın dayandığı kanıtların da güçlü olduğunu gözlemleyebiliriz. Aşağıdaki örnekte bu durumu daha acık görebiliriz. 

Argümanİşlenen suçlar için verilen hapis cezaları artırılmalıCezaların artırılması pek işe yaramaz
Kanıtlar/Gerekçeler1. Ağır cezalar suçları azaltır.
2. Mevcut cezalar bu haliyle zayıf ve suçluları caydırmıyor.
3. Hapis cezalarının arttığı dönemlerde suçların azaldığı gözlenmiştir.
4. Mağdurların, suçluların nasıl ağır cezalarla cezalandırıldığını görmeleri gerekir.
1. Cezalar artırıldığında suç oranlarının düşmediği gözlenmiştir.
2. Cezaevleri insanları suç işleme konusunda daha yetenekli hale getirebilir.
3. Cezaevinde kalan suçlular cezaevinden çıktıklarında daha ciddi suçlara iştirak edebilirler.
4. Eğitim düzeyi düşük kişilerde suç işleme oranı daha yüksek olduğundan, eğitim cezalandırmadan daha önemlidir.


Bu örnekteki her iki argümanın da savunucuları bulunabilir. Bu tür durumlarda, her iki argümanın kanıtları da güçlü gözükebilir. Bunun yanında, kanıtların bilimsel bir veriye dayanıp dayanmadığı, bilgi kaynaklarının muteber olup olmadığı, doğruluğu aleyhine kanıt bulunup bulunmadığı, zanna dayanıp dayanmadığı, kesin olup olmadığı, şüphe barındırıp barındırmadığı ve diğer bilgi bileşenleriyle birlikte bütünlük oluşturup oluşturmadığı konularının aydınlatılması gerekir. İşte, kritik ve analitik düşünme ifade edildiği şekilde bir aydınlatma sürecidir.

Argümanları tanımlanabilir ve kolay tanınabilir yapıda olup olmamasına göre ikiye ayırabiliriz. Eğer bir argümandaki temel yapıyı açıkça görebiliyor ve tanımlayabiliyorsak bu tur argümanlara “aşikar”; eğer göremiyor ya da tanımlayamıyorsak bunlara da “örtük” argüman diyebiliriz. 

Örtük argümanlar görünür bir muhakeme içermezler ve bir kanıtlar bütünü şeklinde değildirler. Bu tür argümanlarda ifade edilmiş bir sonuç göremeyebiliriz. İkna etme çabası içinde olunduğu görüntüsü vermezler. Bir argüman belirli bir yargı veriyormuş ya da ikna etmeye uğraşıldığı hissi oluşturmadığında aslında daha güçlü bir argüman haline gelir. 

Aşikâr argümanlarda kişi konuyu detaylarıyla ele alır ve muhakeme yürütür. Örtük argümanlarda ise görünürde doğrudan bir yönlendirme yoktur. Ama ustalıkla (retoriğe benzer şekilde) sonuca kişilerin kendi başlarına ulaşmasını sağlar ve bu nedenle inandırıcı gücü daha fazladır. 

Örneğin, birisini tehdit ederken ya da korkuturken bunu gözlemleyen başka birisinde korku ya da tehdit algısı oluşturulabilir. Kitle psikoloji açısından bu durum oldukça önemlidir. Ayni olaya verilen bireysel tepkiler ayni birey tarafından ayni amaç için bir araya gelmiş topluluklarda şekil değiştirir ve kitlesel tepki içinde ilk niteliğini kaybeder. 

Korkunun bulaşıcı olduğunun söylenmesi de benzeri bir durumdur. Toplum mühendisleri bu tür refleksleri iyi bilirler ve kötü amaçlı girişimciler bu yolla kitleleri kolaylıkla manipüle edebilirler. Yabancı düşmanlığını savunan bir grup, eylemlerini haklı çıkarmak için şu argümanı sunabilir:  

“Bizim ülkemizin insanları dürüstlük ve huzur istiyorlar. Biz bu topraklarda hırsızlık ve düzensizlik olduğuna inanmıyoruz. Ama şimdi yetkililer diğer ülkelerden 10.000 kişinin ülkemize göçmen olarak girmesine izin veriyorlar.” 

Bu örnekte örtük bir argüman olduğunu söyleyebiliriz. Aslında sunulan argümanda görünürde yabancıların açıkça kötülendiğini görmüyoruz; ancak dolaylı olarak, ülkeye gelecek insanlara yönelik bir suçlama ve buradan yola çıkarak ‘yabancı düşmanlığı’ eylemlerini haklı gösterme çabası sergilendiğini görüyoruz.

Sonuç olarak, kritik ve analitik düşünme bir dizi bilişsel işlevin bir arada kullanıldığı bir süreç olup, pratik hayatta kullanılan; sosyal bir birey olmanın gereği olarak ortaya koymamız gereken birçok eylemimizin tutarlı, dengeli, uyuma yönelik olmasında işe yarayan; olayları neden-sonuç ve geçmiş-bugün-gelecek eksenlerinde doğru okumamızı ve doğru yorumlamamızı sağlayan; kendimizinkiler kadar çevremizdeki bireylerin hissediş ve değerlendirmelerini doğru olarak öngörmemizde kullanabileceğimiz; sayılan tüm bu özellikleriyle iyi bir birey, iyi bir eş, iyi bir anne-baba, iyi bir kul, iyi bir öğrenci, bir güzel insan ve insanlara faydalı olabilmemiz yolunda bize önemli katkıları olan bir düşünme biçimidir. Başkalarının belirlediği gündem tuzağına düşmeden; özgün, özerk ve özellikli davranabilmemizde yol gösterici ve işe yarayıcı zihinsel düşünce pratiğidir.

Aşağıda kritik ve analitik düşünmenin pratikte nasıl kullanılabileceğine ilişkin faydalı olabilecek bir sorgulama örneği yer almaktadır. Bu örnek sahih hadis kitaplarından alınmış bir metini içermektedir.


Ibnu Abbas anlatıyor: "Bana Ebu Süfyan İbnu Harb anlattı ve dedi ki: "Peygamberimiz (sav) ile aramızda sulh(-u Hudeybiye) olduğu bir sırada Şam'a gitmiştim. Ben orada iken, Herakliyus'a, Peygamberimiz'den bir mektup getirildi. Mektubu Dıhyetu'l-Kelbî getirmişti. Onu Busra emîrine teslim etti. O da, Rum Kralı Herakliyus'a ulaştırdı. Herakliyus:


"Peygamber olduğunu zanneden şu adamın kavminden buralarda birileri var mı?" diye sordu. Ona "evet var!" dediler ve ben bir grup Kureyşliyle birlikte çağırıldım. Yanına girdik. Bizi önüne oturttu.

"Ona nesebce en yakın olan kimdir?" dedi. Ben atıldım:

"Benim!" dedim. Bunun üzerine beni, arkadaşlarım arkamda kalacak şekilde önüne oturttu. Sonra tercümanını getirtti.

"Şunlara söyle, ben şuna, o peygamber olduğunu zanneden kimse hakkında soracağım. Eğer cevaplarında bana yalan söylemeye kalkarsa, onu tekzib etsinler!" dedi. Ebu Süfyan der ki:

"Allah'a yemin olsun. Eğer yalanım, aleyhime tesir hâsıl eder korkusu olmasaydı, cevaplarım sırasında yalan söylerdim. Sonra Herakliyus, tercümanına:

"Sor şuna! O zatın aranızdaki nesebi nasıldır?" dedi. Ben:

"O, aramızda asil bir nesebe sahiptir" dedim. O tekrar sordu:

"Onun ecdadı arasında kral var mı?"

"Yok!" dedim.

"Siz onu bu iddiasından önce hiç yalanla itham ettiniz mi?" dedi. Ben

"Hayır!" dedim. 

"Ona insanların eşraf takımı mı tabi oluyor, zayıflar takımı mı?" dedi.

"Zayıflar takımı!" dedim.

"Artıyorlar mı azalıyorlar mı?" dedi. Ben:

"Eksilmiyorlar, bilakis artıyorlar" dedim. O tekrar sordu:

"Dine girdikten sonra hoşnutsuzlukla dininden vazgeçen, irtidad eden oldu mu?"

"Hayır!" dedim.

"Onunla hiç savaştınız mı?" dedi. Ben:

"Evet!" dedim.

"Onunla savaşınız nasıl oldu?" dedi.

"Harb onunla bizim aramızda münavebeli oldu. O bize karşı kazandı, biz de ona karşı kazandık!" dedim.

"Verdiği sözden caydığı oldu mu?" dedi.

"Hayır! Ancak, aramızda bir sulh var, bu esnada ne yapacak bilmiyoruz!" dedim.

Ebu Süfyan der ki: "Allah’a yemin olsun o konuşmamız esnasında, (aleyhte) bundan başka bir şey söyleme imkânı bulamadım." Herakliyus sormaya devam etti:

"Muhammed'den önce bu sözü söyleyen bir başkası var mıydı?" dedi.

"Hayır!" dedim. Bunun üzerine tercümanına:

"Söyle ona! Ben sana "aranızdaki nesebi" nden sordum, sen onun asaletli biri olduğunu söyledin. İşte peygamberler de böyledir, hep kavimleri arasında neseb sahiplerinden gönderilirler.

Ben sana "ecdadı içinde kral var mı?" diye sordum "yok!" dedin.

Ben de "eğer ecdadı arasında bir kral olsaydı bu ecdadının kraliyetini arayan bir adam" diyecektim. Ben, "O'na tabi olanlar"dan sordum: "Cemiyetin zayıf takımı mı yoksa eşraf kesimi mi?" diye. Sen "zayıflar!" dedin. Peygamberlere tabi olanlar işte bunlardır.

Ben sana "bu iddiasından önce onu hiç yalanla itham ettiniz mi?" diye sordum, sen "hayır!" dedin. Böylece anladım ki o, ne insanlara ne de Allah'a yalan söyleyecek biri değildir.

Ben sana "dine girdikten sonra, hoşnut olmayarak dininden dönen oldu mu?" diye sordum, sen "hayır!" dedin. İman böyledir, onun neşesi kalplere bir girdi mi, bir daha solmaz.

Ben senden "onlar artıyorlar mı, eksiliyorlar mı?" diye sordum, sen arttıklarını söyledin. İman işi böyledir, tamamlanıncaya kadar artarlar.

Ben sana "onlarla savaştınız mı?" diye sordum, sen savaştığınızı, savaşın aranızda münavebetli cereyan ettiğini, onların size, sizin de onlara galebe çaldığını söyledin. Peygamberler de böyledir, imtihandan geçirilir, sonunda akıbet onların olur.

Ben sana "verdiği sözden döndüğü olur mu?" dedim, sen olmadığını söyledin. Peygamberler de böyledir, sözlerinden dönmezler.

Ben, "bu iddiayı ondan önce söyleyen oldu mu?" diye sordum. Sen "hayır!" dedin. Ben "Eğer bu sözü ondan önce biri söylemiş olsaydı, Bu adam, kendinden önce söylenmiş bir sözü tamamlamaya çalışan birisi' diyecektim."

Herakliyus sonra: "Size ne emrediyor?" diye tekrar soru sordu. Biz:
"Namaz, zekât, sıla-i rahim ve iffet" dedik. Bunun üzerine Herakliyus dedi ki:

"Eğer, senin söylediklerin gerçekse, O peygamberdir! Ben onun çıkacağını biliyordum. Ancak sizin aranızdan çıkacağını zannetmiyordum. Eğer, O'na kavuşabileceğimden emin olsam karşılaşmayı çok isterdim. Yanında olsaydım, ayaklarına su dökerdim. O'nun hâkimiyeti, ayaklarımın altında olan şu diyarlara kadar uzanacaktır."


Bu makale PratiKAD (Pratik Örnekler İle Kritik ve Analatik Düşünme) kitabı için Prof. Dr. Mehmet Yücel Ağargün tarafından hazırlanmıştır.