Popüler Yayınlar

ANARŞİST etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ANARŞİST etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Mart 2013 Pazartesi

MİLİTARİZM

Militarizm, bir ülkede ordu gücünün aşırı derecede ağır basması, her tür sorunu askerî yöntemlere başvurarak çözme, bundan dolayı silahlı kuvvetlere öncelik tanıma eğilimi ve savaşı yüceltmektir.

Tarihçe ve Tanım

Ordu kavramının Fransızca karşılığı olan militaire (İngilizce: military) etimolojik olarak Latince "askerlik ve savaşa dair" anlamına gelen militaris'e dayanmaktadır. Dolayısıyla, militarizm (Fr. militarisme, İng. militarism) kavramını Türkçe’ye orduculuk veya askercilik olarak çevirmek mümkündür.

Militarizm kavramı ilk olarak 1860’larda Fransız anarşist düşünür Pierre-Joseph Proudhon tarafından kullanılmaya başlanmış; bu kavramın yüzyılı aşan tarihçesi bir yandan tarihsel olaylar, bir yandan da düşünsel gelişmelerle şekillenmiştir.

Tarihçi Volker R. Berghahn’a göre militarizm tartışmalarının önemli bazı referans noktaları şöyledir: 19. yüzyılda zorunlu askerlik pratiğinin gelişmesi ve yaygınlaşması, I. ve II. Dünya Savaşı, Japonya ve Almanya’nın militarist saldırgan politikaları, liberalizm ve Marksizmin farklı militarizm tanımlamaları, özellikle "üçüncü dünya" ülkeleri bağlamında yürütülen "asker-sivil ilişkileri" tartışmaları ve Batı’da gelişen ‘askeri-sinai kompleks’.

Berghahn’ın 1980’lerin başında yaptığı bu listeyi güncellemek gerekirse, uzaya kadar uzanan silahlanma yarışı ve nükleer silahların yaygınlaşması (1980’ler), Soğuk Savaş'ın sona ermesi, feminist ve post-yapısalcı militarizm eleştirileri, İsrail-Filistin çatışması ile Amerika Birleşik Devletleri’nin küresel askeri hegemonyası eklenebilir.

Militarizm ve militarizasyon (veya militaristleşme) kavramları çoğu zaman eşanlamlı olarak kullanılmışlardır. Ancak, son yıllarda birçok yazar, ideolojik oluşumları incelerken militarizm kavramına, militarizmin yaygınlaşma ve kurumsallaşma süreçlerini incelerken ise militarizasyon (veya militaristleşme) kavramına başvurmaktadırlar (Chenoy 1998, 101; Enloe 2004, 219).

Militarizmin birçok tanımında ‘savaş’ ve ‘savaş hazırlığı’ ön plana çıkmaktadır. Örneğin, Michael Mann’a göre militarizm “savaş ve savaş hazırlığını normal ve arzu edilir bir sosyal etkinlik olarak algılayan tüm yaklaşımlar ve kurumsal oluşumlardır.”

Mann’ın tanımındaki ‘savaş hazırlığı’ ifadesi önemlidir zira militarizmin savaşlarla özdeşleştirilmesi, yalnızca savaş bağlamında düşünülmesi yanıltıcıdır. Geçtiğimiz yüzyılda militarizm üzerine en kapsamlı çalışmalardan birini yapmış olan tarihçi Alfred Vagts’ın deyimiyle, “militarizm savaş zamanından çok barış zamanında gelişir.”

Başka militarizm tanımlarında, ordunun siyasal ve toplumsal hayatta etkin rol alması, sorunların çözümünde şiddet kullanımının meşru görülmesi, hiyerarşinin yüceltilmesi, erkekliğin şiddet kullanımı kadınlığın ise korunma ihtiyacı ile özdeşleştirilmesi gibi özellikler de vurgulanmaktadır.

Militarizmin en genel tanımlarından birini Avrupa tarihçisi Michael Howard yapmıştır: “askeri altkültüre ait değerlerin toplumun egemen değerleri olarak algılanması.” Bu ifade biraz daha genişletilerek militarizm, askeri değer ve pratiklerin yüceltilmesi ve sivil alanı şekillendirmesi olarak tanımlanabilir.

Ancak bu şekillendirmeyi tek taraflı, öznesi belli bir ilişkiyle sınırlı görmek yanlış olacaktır. Askeri darbelerde olduğu gibi bazı durumlarda ordu veya askeri kesim militaristleşme süreçlerinde doğrudan etkin bir rol oynarken birçok başka durumda militarizm, öznesi/özneleri belli olmayan, sivillerin aktif katılımı ve rızasını içeren süreçlerle yaygınlaşır.

Bu tespitlerden yola çıkan araştırmacılar, son yıllarda militarizmi incelerken savaşlar ve askerler kadar ‘barış’ dönemleri ve ‘sivil’ pratikleri de ciddiye almaya başlamışlardır.

5 Mart 2013 Salı

"DİNDE LİBERALİZM" ?! ‏@ChevalierdesMot 'in Hekimoğlu İsmail'in köşe yazısına cevabıdır.



https://twimg0-a.akamaihd.net/profile_images/1730116305/images.jpgHekimoğlu İsmail,  Kur'an'a göre din'in "yasa" olduğunu hala kavrayamamış. Batı’da "yasada liberalism" yok Batı'nin "din" dediği Yunan-i Atika'dan kalma bir kavramdır, "yasa" kavramını kaplamaz. 

Onun için de Kur'an'a göre anlamsızdır. Liberalizm kişinin Yasama Hakki olduğunu kabul etmez, hâlbuki Kuran’a göre bu insanin temel hakkidir.
Liberalistler de diğerleri gibi Herkese Yek Yasacıdır Hıristiyan / Yahudi / Müslüman / v.s. fark etmez herkes onların Yek Yasasına uymalıdır

Lütfetsin, Hekimoğlu İsmail bize liberalizm de satmasın.

Liberalizm Anarşizm’in yozlaştırılmış, namussuzlaştırılmış biçimidir...

Nitekim Anarşistler "Herkese Yok Yasa" derken Liberalistler "yavaş, yavaş oraya varacağız, ömrümüz vefa ederse" deyip insanları uyutur.

Tabii Liberalistler çok iyi bilir ki 19. yy da Herkese Yok Yasacı Anarşistler,  Herkese Yek Yasacılar önünde tam yenilgiye uğratılmışlardır.

Onun için Liberalistler de, Sosyalistler de Herkese Yek Yasaya dil uzatamazlar, sadece bilinmez bir gelecekte bu geçiştirilecektir.

Müslümanların bunları bilmemesi acıklı. Ancak kendi kavramlarının kullanımından bihaber olmaları korkunç derecede acıklı.

Yasama Hakki engellenmiş bir grubun ( SPEE )'nin kimliğini koruması mümkün değildir, sonuçta Herkese Yek Yasacıların dinine ( yasasına ) göre devşirilir giderler.

Yahudiler bile bu devşirilmenin farkındadırlar, bu gibi dönmelere "anussim" derler.





"anussim" ne demek mi?

anussim: sekularo-fascist yasalara köle, özgür olmayan dönme, imansız.


Bana inanmiyorsaniz su kitaba bakabilirsiniz:

The three rings : the history of the Spanish Jews by Poul. Borchsenius p 121, 214



GIRIS

Her SPEE'nin insanlarin toplumsal yasama hak ve hurriyetlerine sahip
oldugu inanciyla hareket eden, her turlu teke indirgemeciligi
reddeden, SPEEsel farkliliklari eko-kulturel gercek olarak goren bir
denge ve adalet anlayisina sahip, SPEElerin yasal bagimsizligina
dayanan, bu bagimsizligi saglamak ve korumak icin kurulacak kurum ve
kurallari duzenleyen bu Protokol'la insan haysiyet ve serefine
yakisir, baris icinde bagimsizligi gerceklestirmeye sozlesmis
oldugumuzu butun aleme bildiririz.


MADDELER


Madde 1: Birer sosyo-politiko-ekonomik yasal entite olarak her SPEE
kendi yonetim sekline kendi karar verir, adini da kendi koyar.

Madde 2: Bu Protokol cercevesinde hukmetmek SPEElere aittir. SPEEler
hukmetme haklarini bu Protokol cercevesinde yasama, yurutme ve yargi
organlariyla saglarlar.


Madde 3: Hicbir SPEE kendi yasalarini diger SPEElere dayatamaz, diger
SPEE uyelerini kendi yasalarina gore yargilayamaz.

Madde 4: SPEEsel yasalar yururlukte olduklari surece uyeleri icin uyelerin bulundugu butun zaman
ve mekanlarda gecerlidir, hicbir uye hicbir zaman ve makanda uyesi
oldugu SPEE'nin yasalari disina cikamaz.

Madde 5: Her SPEE uyesi ait oldugu SPEE'ye uye olmaktan dogan yasal
sorumlulugu cercevesinde uyelikten cikma hakkina sahiptir.


Madde 6: SPEEler amac ve gorevlerini yasalarina gore kendileri
saptar, ancak bu amac ve gorevler bu Protokol'da belirtilen maddelerle
celiskili olamaz.


Madde 7: SPEEler arasi yasalar ve bu yasalara dayali yurutme ve yargi
organlari SPEEler tarafindan bu Protokol'a gore duzenlenir.  


https://www.facebook.com/notes/chevalier-des-mots/protokol-turkce/165333086905041   internet sayfasından alınmıştır.