Popüler Yayınlar

KUR'AN-I KERİM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
KUR'AN-I KERİM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Mayıs 2013 Perşembe

İHLÂS VE HÜSN-İ NİYET



   Allah Teâlâ ve Tekaddes hazretleri buyuruyor:

   "İnsanlar, ihlâsli ibadetden baskasiyla emir olunmadi." (Beyyine :5)

   "Hâlis din Allah için olandir." (Zümer:3)

   Rasûlü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor:

   "Allah Teâlâ buyuruyor ki: Ihlâs benim sirlarimdan bir sirdir. Onu, sevdigim kulun kalbine yerlestiririm."

   Ahmed ibn Hadraveyh Allah Teâlâ'yi rüyasinda gördü, buyurdu ki :

   -Bütün insanlar benden isterler, yalniz Ebu Yezid beni ister."'

   Siblî' yi -kuddise sirruh- rüyada gördüler. "Allah Teâlâ sana ne yapti?" dediler. Dedi ki :

   -Bana biraz gazaplandi. Çünkü bir defa dilimden ,"Cenneti kaçirmaktan büyük hangi ziyan vardir?" sözü çikmisti.

   Sonra buyurdu ki:

   -Hayir öyle degildir. Seni görmeyi kaçirmakdan, daha büyük hangi ziyan vardir. " demeliydim.
   
Niyet amelin fevkîndedir. Bir kimsenin kulluk niyeti cehennemden korkmak yahud cennet nimetlerine kavusmak olabilir. Cennet için kulluk eden, mide ve fercin kulu olur. 

Kendisini; mide ve ferç arzularinin bulundugu yere çeker ve götürür. Cehennemden korkdugu için amel eden, kötü köle gibidir,ancak korkusu yüzünden is yapar. 

Bunlar her ikisi de Allah için amel yapmis sayilmaz. Begenilen kul, yapdiklarini cennet ve cehennem sebebiyle degil,Allah için yapan kuldur. Bu, bir kimsenin, sevgilisine , sevgili oldugu için bakmasi, onu sevdigi için olub, altun ve gümüs beklememesine benzer. 

Altun ve gümüs için bakanin niyeti, altun ve gümüs olur. O halde Allah Teâlâ'nin cemâl ve celâlinin, mahbub ve mâsûku olmayanlar, böyle niyet edemez. Böyle olan kimsenin ibadeti Allah Teâlâ 'nin cemâlinde tefekkür ve onunla münacaat olur. Bunlar hakikatte Allah'in dostlari âriflerdir."

   Kulluk vazifelerimizi Hak celle ve âlâ hazretinin rizasi için yapmaliyiz. Baska maksadlarla yapilan islerde hayir yokdur. Ibadet Allah Teâlâ için yapilirsa, degeri çok büyük olur. 

Baskalarinin senâsina veyahud ihsanina nail olmak gayesiyle yapilirsa, bilakis Hak celle ve âlâ hazretlerinin gadabina sebep olur, ki zâhiren kusursuz gibi görünen bu ameller sahibinin cehenneme girmesine bile sebep olur.

   Ibâdetler ne niyetle yapilirsa, karsiligi da ihlâs ve niyet ölçüsünde olur. Hâlis bir niyetle vazifesini ifa edenler hem dünya hem de âhiret nimetlerine nail olurlar. Niyetlerinde samimi olmayanlar ihlâssizliklarinin neticecesi olarak hüsrana ugrarlar.

   Allah Teâlâ ve Tekaddes hazretleri, kullarinin hatasiz, ihlâsla yapmis olduklari dis ibâdetlerini mükâfatlandirdigi gibi, kullarinin kalplerinde beslemis olduklari saf, temiz niyetlerini de belki daha ziyadesiyle degerlendirir. Elhamdülillah.

   Allah Teâlâ ve Tekaddes hazretlerini sevmek ve kendisine karsi hüsnü zan sahibi olup, teslim olmak ne büyük seadettir. Keza Fahr-i Kâinat, Esref-i mahlûkat olan Sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin ve Ashab-i Kiram -radiyallahu anhum- hazeratini sevmek kendileri hakkinda iyi niyet beslemek, Rabbimizin bizlere ne güzel ihsanidir. 

Allah Teâlâ hazretlerinin velilerini sevmek, onlara karsi hürmetli olmak, hüsn ü zan beslemek, tarifi kabil olmiyan büyük besâretdir.

   Allah Teâlâ ve Tekaddes hazretleri:

   "-Ben kulumun zanni üzereyim", buyurmaktadir.

   Cenab-i Hakkin afvinden ümidvar olup hüsn ü zan besleyen bir fâsik, Cenab-i Hakkin rahmetinden ümidini kesen, ye'se düsen bir âbidden Rabbisina daha yakin olmus oluyor.

Seytanin tuzaklarindan birisi de, daima mü'minleri ümidsizlige düsürmek suretiyle kalblerine vesvese vermektir. Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem buyurur:

   - Allah Teâlâ rahmeti yüz parça kilmis,doksan dokuzunu kendi yaninda tutup, bir cüz'ünü yeryüzüne indirmistir. Bütün halk, mahlûkat bu bir cüz sâyesinde birbirlerine merhamet ederler. Hatta yavrusunu incitme korkusuyla kisragin ayagini kaldirmasi bu rahmetten dolayidir." (Buhârî, Kitabü'l Edeb)

   Ebû Hüreyre radiyallahu anh'den:

   Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem -'den isittim. Buyurdu ki:

   -Kiyamet gününde, halkdan ilk sorgulanacak üç kisiden biri, sehid olmus bir kimsedir ki, huzura getirilir. Cenab-i Hak ona ihsan ettikleri nimetleri sayar. O da mazhar oldugu nimetleri ikrar eder, Hak Teâlâ :

   -Bu nimetlere mukabil ne yaptin , der. O da :

   - Ya Rab senin ugrunda savasdim da sehid düstüm, deyince:

   -Hayir, yalan söylüyorsun. Sana cesûr desinler diye savasdin. Nitekim bu söz de söylenmistir, buyurur. Sonra verilen emir üzerine yüzü koyun sürüklene sürüklene cehenneme atilir.

   Ikincisi ilim ögrenip ögretmis, Kur'an okumus bir kimsedir ki, bu da celbolunup Cenab-i Hak ona lütuf ve ihsan buyurdugu nimetleri sayar. O da bu nimetleri ikrar ve itiraf eder. Hak Teâlâ ve Tekaddes hazretleri :

   -Bu nimetlere karsilik ne yapdin? der. O da :

   -Ya Rab! Ilim ögrendim ve ögretdim,Kur'an okudum, cevabini verince; Cenab-i Hak ve    Tekaddes hazretleri:

   -Hayir yalan söylüyorsun. Ilmi, sana âlim desinler deye ögrendin. Kur'an'i sana kârî desinler deye okudun. Nitekim bu söz de söylenmistir, buyurur. Verilen emir üzerine yüzü koyun sürüklenerek atese atilir.
   Üçüncüsü de Hak Teâlânin kendisine vüs'at verdigi ve türlü servetten ihsan buyurdugu kimsedir ki, huzura getirilir. Cenab-i Hak ona ihsan buyurdugu nimetleri sayar. O da onlari itiraf eder. Cenab-i Hak ve Tekaddes hazretleri :
   - Bunlara mukabil ne yaptin? der.
   -Ya Rab! Servetimi sirf senin ugrunda, sevdigin yollarda harcadim, deyince:
   -Hayir yalan söylüyorsun. Riyâkârsin,bunlari sana cömerd desinler deye yaptin; bu söz de söylenmistir, buyurur. Sonra emrolunup o da sürüklene sürüklene atese atilir. (Riyâzü's-Sâlihîn. Hadisi Müslim rivayet etmistir.)

   Ebu Hüreyre radiyallahu anh'den:

   Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem buyurur:

   -Aziz ve Celil olan Allah'in rizasini kazanmaya yarayan bir ilmi sirf dünyaligini elde etmek için tahsil eden kimse, kiyamet gününde cennetin kokusunu duymaz. (Riyâzü's-Sâlihîn, hadisi Ebû Davud rivayet etmisdir.)

   Ebû Abdullah b. Câbir b.Abdullah el-Ensârî radiyallahu anh'den:

   Bir gazada Rasûlullah ile berâberdik.

   Buyurdular ki :

   -Hastaliklarindan dolayi Medine'de kalan öyle adamlar vardir ki, her yürüyüsünüzde ve herhangi bir vâdiyi geçtiginizde (niyetleri sâyesinde) sizinle beraberdir. Bir rivayetde "onlar ecirde sizinle müsterekdirler."

   Buhârî'nin rivayetine göre, Enes radiyallahu anh söyle demistir:

   Peygamberle Tebük Gazvesi' nden dönüyorduk. Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem söyle buyurdu:
  
 -Bir cemaat bizim arkamizda Medine'de kaldilar. Her hangi bir kisiga girer veya bir vâdiyi geçersek onlar bizimle beraberdirler. Onlari mâzeretleri alikoymustur. (Riyâzü's-Sâlihîn, Buhârî ve Müslim'den)
   Imam Ebu'l-Kâsim el-Kuseyrî - kuddise sirruh- rivayet eder:

   Horasan Sultan ve kahramanlarindan Saffar ismiyle bilinen Amr bin el-Leys öldükten sonra rüyada görünüp kendisine sorulur:
  
 - Allah sana ne yapdi?
   
Cevap verir:
  
 - Allah beni afvetti.
  
 - Allah seni ne ile afvetti! Ne is yaptin ki hayatta Allah seni afvetti?
   
- Günlerden bir gün yüksek bir tepeye çikdim. Orada askerlerimin çoklugundan gurur duydum ve Rasûlullah'in zamaninda vâkî olan savaslara katilsaydim deye duygulandim. Bunun için Allah günahlarimi bagislayarak beni mükâfatlandirdi.

   Ömer bin el-Hattab radiyallahu anh'den:

   Rasûlü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem buyurur :

   "Ameller ancak niyetlere göre degerlenir. Herkesin ancak niyetine göre amelinin karsiligi verilir. " (Buhârî ve Müslim)

   Zamanimizdaki insanlarin her hangi bir hadise vukuunda niyetlerinin muhtelif oldugunu müsahede etmekteyiz.

   Mesela bir yangin vukuunda, civarda bulunan herkes heyecanla kosarlar. Kimisi kosar, niyetinde samimidir, ihlâslidir. Allah rizasi için kurtarilacak bir kimse veya esya varsa, kurtarmak için, kendini atese atmayi göze alir.
   
Kimisi kosar merhametlidir, üzülür, faideli olmak ister, beceriksizdir, elinden bir sey gelmez.
   
Kimisi olanlari seyretmek için kosar, seyir etmekten adeta zevk alir, üzülmez, hissizdir.
   
Kimisi, kosar, olanlarin sebebini dahi bilmez, herkes kosusdugu için o da kosar.
   
Kimisi kosar, kötü niyet sahibidir. Bu hengamede acaba bir sey çalabilir miyim,deye.
   
Trafik kazalarinda, zelzele ve emsali felâketlerde vaziyet aynidir. Zahiren yani dis görünüse göre, kosusmalar heyecanlar aynidir. Fakat niyetler ayridir.

 
Hüsnü niyetle yardima kosan, istedigi yardimi yapamasa bile gene temiz niyetinin mükâfatini görür.

   Bakiniz o büyük sultan ve kumandan Amr ibni el-Leys zâhiren Fahr-i Kâinat Sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin gazasinda bulunamadigi ve hiçbir yardimi, hizmeti dokunamadigi halde, o, saf, temiz, pürüzsüz niyetiyle Allah Teâlâ ve Tekaddes hazretlerinin rizasini kazaniyor ve mükâfatlandirili yor.

   Iman ve niyet temizligi ile manevi dereceler alinir. Her sey Cenab-i Hakkin yardimi ile fethedilir. Iman, samimiyet ve niyet temizligi gene onun en büyük atiyyesidir. O bahsettiginin muhafizi ve yardimcisidir.

   Muhterem Üstaz Mahmud Sâmî kuddise sirruh hazretleri asagidaki menkibeyi sik sik tekrar ederlerdi.

   Bir gencin içinde Yusuf Hemedânî hazretlerini ziyaret etmek, onun manevi halinden istifade etmek, hem de duâsini almak arzusu vardir.

AMELLER NİYETE GÖREDİR





Seyid Ali TOPAL
I- Konunun Plânı

A- Amel ve Niyet Kavramları

B- İslam’da Salih Amel Anlayışı ve  Niyetin Önemi
            1-Kur’an-ı Kerimde Salih Amel
            2-Hadis-i Şeriflerde Salih Amel

C- Amel-Niyet İlişkisi
            1-Her Türlü İşte Niyetin İyi Olması
            2-İdeal Davranış: Niyet-Amel Bütünlüğü
            3- Niyet Amelden Önceliklidir

D- Amellerde Niyetin Dini ve Sosyal Hayattaki Önemi
            1-Niyet-Amel Kopukluğunun Bir Yansıması: Nifak
            2-İhlas ve Samimiyetin Ölçüsü Olarak Niyet
            3-İyi Niyetli İnsanların Toplumu
            4-İyi Niyet Huzur kaynağıdır

II- Konunun Açılımı Ve İşlenişi

Konuya niyet hakkında bilgi verilerek başlanır. İlgili ayet ve hadislere yer verilerek niyetin ibadetlerle ilişkisine değinilir. Niyet olmaksızın yapılan fiillerle, niyete bağlı yapılan işlerin kıymeti hakkında dinin değerlendirmelerine yer verilir. Amel kavramı üzerinde durularak, salih amel hakkında gerekli açılımlar yapılar. Amel-niyet ilişkisine değinilir.

III- Konunun Özet Sunumu

Niyet: azim, kasıt, kesin irade; kalbin bir şeyi bilmesi; kalbin bir şeye karar verip, o işin niçin yapıldığını bilmesi anlamında bir fıkıh terimdir. Çoğulu "niyyât"dır. İslam'da yapılan amellerin değeri niyete göre belirlendiği için, niyetin önemli bir yeri vardır. Kuran-ı Kerim'de, dua ederken niyetinin önemli olduğuna vurgu yapmak için Cenab-ı Hakk'ın rızasını dileyen kişinin bu özelliği şöyle övülür: 

"Sabah akşam Rabbine, sırf O'nun rızasını dileyerek dua edenleri huzurundan kovma. Sen kafirlere, kâfirler de sana hesap verecek değildir. Yoksulları kovarsan, zâlimlerden olursun"[1] 

Kureyş'in ileri gelenleri, Hz. Peygamber'den yoksulları yanından uzaklaştırması şartıyla görüşebileceklerini bildirmişlerdi. Hz. Peygamber de sadece onlar gelmek istediklerinde bunu kabul edebileceğini bildirince bu ayet inmiş, yoksullar saf niyet ve ihlâsları sebebiyle Yüce Allah'ın yardımına mazhar olmuşlardır. Kişinin niyeti iyi olmadığı, Allah rızası gözetilmediği zaman, yapmış olduğu ameller zahiren iyi olsa da sahibine gerekli faydayı sağlamaz.

Bazan niyet amelin de önüne geçer. Çeşitli sebeplerle işlenemeyen amel, niyet sebebiyle sanki işlenmiş gibi ecir kazandırır. Zeyd b. Sabit (r.a)'ten şöyle dediği rivayet edilmiştir: 

لايَسْتَوِي الْقَاعِدُونَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ غَيْرُ أُوْلِي الضَّرَرِ وَالْمُجَاهِدُونَ فِي سَبِيلِ اللّهِ بِأَمْوَالِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ فَضَّلَ اللّهُ الْمُجَاهِدِينَ بِأَمْوَالِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ عَلَى الْقَاعِدِينَ دَرَجَةً وَكُـلاًّ وَعَدَ اللّهُ الْحُسْنَى وَفَضَّلَ اللّهُ الْمُجَاهِدِينَ عَلَى الْقَاعِدِينَ أَجْراً عَظِيماً

"Müminlerden savaşa katılmayıp oturanlarla, Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihad edenler bir değildir…"[2] ayeti inince, Allah Elçisi bunu yazmamı istedi. Tam bu sırada bir a'ma olan Abdullah İbn Ümmi Mektûm gelerek; "Ey Allah'ın Resulü cihada gücüm yetseydi, ben de gider düşmanla savaş yapardım" dedi. Bunun üzerine Cenab-ı Hak aynı ayetin devamında; "Özürsüz olarak (savaşa katılmayıp oturanlar)" istisnasını indirdi"[3]
 
IV- Konu İşlenirken Başvurulabilecek Bazı Ayetler

وَمَا أُمِرُوا إِلَّا لِيَعْبُدُوا اللَّهَ مُخْلِصِينَ لَهُ الدِّينَ حُنَفَاء وَيُقِيمُوا الصَّلَاةَ وَيُؤْتُوا الزَّكَاةَ وَذَلِكَ دِينُ الْقَيِّمَةِ
“Halbuki onlara, ancak dini Allah’a has kılarak, hakka yönelen kimseler olarak O’na kulluk etmeleri, namazı kılmaları ve zekâtı vermeleri emredilmişti. İşte bu dosdoğru dindir.”[4]
 
قُلْ إِن تُخْفُواْ مَا فِي صُدُورِكُمْ أَوْ تُبْدُوهُ يَعْلَمْهُ اللّهُ وَيَعْلَمُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأرْضِ وَاللّهُ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
 “De ki: “İçinizdekini gizleseniz de, açığa vursanız da Allah onu bilir. Göklerdeki her şeyi, yerdeki her şeyi de bilir. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir.”[5]

لِّلَّهِ ما فِي السَّمَاواتِ وَمَا فِي الأَرْضِ وَإِن تُبْدُواْ مَا فِي أَنفُسِكُمْ أَوْ تُخْفُوهُ  يُحَاسِبْكُم بِهِ اللّهُ فَيَغْفِرُ لِمَن يَشَاءُ وَيُعَذِّبُ مَن يَشَاءُ وَاللّهُ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

“Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. İçinizdekini açığa vursanız da, gizleseniz de Allah sizi, onunla sorguya çeker de dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter.”[6]

Konu ile ilgili faydalanılabilecek diğer bazı ayetler: Bakara,2/225, İnsan, 76/8-9). Hacc, 22/37

IV- Konu İşlenirken Başvurulabilecek Bazı Hadisler

قالَ رَسُولُ اللّهِ ﺼﻠﻌﻡ: إنَّمَا اﻻعْمَالُ بِالنِّيَّاتِ وَإنَّمَا لِكُلِّ امْرِئٍ مَا نَوَى، فَمَنْ كَانَتْ هِجْرَتُهُ الى اللّهِ وَرَسُولِهِ فَهِجْرَتُهُ الى اللّهِ وَرَسُولِهِ، وَمَنْ كَانَتْ هِجْرَتُهُ الى دُنْيَا يُصِيبُهَا أوِ امْرَأةٍ يَنْكِحُهَا فَهِجْرتُهُ الى مَا هَاجَرَ إلَيْهِ

Resûlullah (s.a.v) buyurdular ki:"Ameller niyetlere göredir. Herkese niyet ettiği şey vardır. Öyleyse kimin hicreti Allah'a ve Resûlü için ise, onun hicreti Allah ve Resûlünedir. Kimin hicreti de elde edeceği bir dünyalığa veya nikâhlanacağı bir kadın için ise, onun hicreti de o hicret ettiği şeyedir." [7]

قالَ رسولُ اللّهِ ﺼﻠﻌﻡ: مَنْ أخَذَ أمْوَالَ النَّاسِ يُرِيدُ آدَاءَهَا أدَّى اللّهُ عَنْهُ، وَمَنْ أخَذَهَا يُرِيدُ إتْلاَفَهَا أتْلَفَهُ اللّهُ تَعالَى

Resûlullah (s.a.v) buyurdular ki: "Kim, ödemek arzusu ile insanların malını alır ise, Allah (onun borcunu) ona bedel edâ eder. Kim de telef etmek niyetiyle halkın malını alırsa Allah onu telef eder."[8]  

ألا وإن في الجسد مُضْغَةً إذا صلَحت صلح الجسد كله، وإذا فسدت فسد الجسد كله، ألا وهي القلْبُ

“Dikkat edin! İnsanın bünyesinde bir et parçası vardır. Eğer o salah bulursa bütün ceset salah bulur; eğer o bozulursa bütün ceset bozulur. Dikkat edin o, kalbtir.” [9]buyurmaktadır. 

IV-Yararlanılabilecek Kaynaklar

Sahih-i Müslim Terceme ve Şerhi, A. Davudoğlu, İstanbul 1972, IX, 118

Müslim, Akdiye 15, II, 1342) Müslim, İmâre, 156, 157; Ebû Dâvud, İstiğfâr, Vitr, 26; Nesâî, Cihâd, 36; İbn

Mâce, Cihâd, 15; Ahmed b. Hanbel, I, 397

Riyazüssalihin (Komisyon) Niyetle ilgili bölüm

Mecelle;  (Madde”2 " (Madde, 3”)

TDV İslam Ansiklopedisi Niyet Maddesi

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları

 

[1] En'âm, 7/52
[2] Nisâ', 4/95
[3] Buhârî, Cihad, 31, (III, 211)
[4] Beyyine, 98/5
[5] Ali İmran, 3/29
[6] Bakara, 2/284
[7] Buhârî, Bed'ü'l-Vahy 1, (I, 2)
[8] Buhârî, İstikrâz 2, (III, 82)
[9] Buhari, İman, 39 (I, 19)