Popüler Yayınlar

PEYAMİ SAFA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
PEYAMİ SAFA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Nisan 2013 Pazar

Kemalizm'in içinde bir renk! Sağ Kemalizm

13 Mart 2011


Kemalizm bir şemsiye gibi altında farklı tonları barındırıyor.

Sağ Kemalistler de bu şemsiyenin altında bir renk olarak duruyor. 

Seçime doğru giden bir Türkiye'deyse sağ olsun, sol olsun bütün Kemalistler yine CHP'yi tercih edecek gibi görünüyor.

Olanı-biteni beğenmiyorlar, endişeliler, ikna olmuyorlar ve en rahatsız grubu oluşturuyorlar. Kemalistler, her daim kendilerini Cumhuriyetin sahibi olarak gördü.

Toplumu ideolojileri doğrultusunda şekillendirmeyi amaç edindiler. Hâlâ da bunda ısrarcılar. Memnun olmakta zorlanan Kemalistler çoğu zaman homojen bir yapı olarak biliniyor.

Yaygın kanaat Kemalistler solcudur. Bu hüsnü kabulün altı ise boş değil: 1930'larda bizzat Atatürk Kemalizm'i kullanmaya başladı.

1935 yılına gelindiğindeyse CHP'nin kurultayında Kemalizm yerleşik bir ideoloji haline geldi. O günden beri de Kemalizm'e ev sahipliğini sol parti olarak anılan CHP ve onun tabanı yapıyor.

Oysa Kemalizm'in şemsiyesi altında farklı tonlar da bulunuyor. Sağ Kemalistler olarak anılan, sol Kemalistlerle belirli noktalarda ayrışan ama 'özde' aynı olan bir kesim daha var.

Kemalizm'in bir türevi...
 
Sağ Kemalizm nedir? Maltepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süleyman Seyfi Öğün tanımlıyor:

"Sağ Kemalizm, Türk siyasal kültürünün hakim değerlerini tanımayan Kemalizm'in, sol siyasal açılımlara karşı, sağ- siyasal- kültürel açılımını temsil eder. Bu aslında altı okun dinsel, geleneksel ve kültürel eksende yorumlanmasıdır." diyor.

Kemalizm'den türeyen Sağ Kemalizm'in, doktriner anlamdaki ilk temsilcisi olarak da Peyami Safa'yı işaret ediyor, 'Türk İnkılâbına Bakışlar' kitabındaki düşüncelerini de dayanak olarak gösteriyor.

Siyaset tablosunda sağ Kemalizm kavramı daha çok 1980 darbesi ile birlikte karşımıza çıkıyor. Solla kol kola ilerleyen Kemalizm, 1980'li yıllarda farklılaşıyor.

O güne kadar sol Kemalizm'in olmazsa olmazı olan laiklik vurgusunun yerine milliyetçilik vurgusu daha ön plana çıkar. İşte ortaya çıkan bu tablo da Sağ Kemalizm olarak adlandırıldı.

Hasan Bülent Kahraman, bu durumu şöyle anlatıyor:

"12 Eylül ile birlikte asker solla ve sol aydınlarla bağını koparınca ideoloji olarak Türk İslam sentezini benimsedi. O sentezin siyasi ve mitolojik anlamdaki devletçiliğiyle ve milliyetçiliğiyle kendini özdeşleştirdi. Buna dinsel, İslamî bir renk de kattı. Böylece Kemalizm sol bir içerikten koparıldı; yeni bir çerçeveye yerleştirildi. Kemalizm artık tapınılan bir devletle, ılımlı bir Müslümanlıkla ve nihayet çok geniş bir milliyetçilikle bütünleştirildi. Buna sağ- Kemalizm diyorum."

Prof. Dr. Ali Yaşar Sarıbay ise durumu daha farklı değerlendiriyor. Ona göre 80'de ortaya çıkan şey Kemalizm'den çok Atatürk kültüyle ilgili bir şey.

Hatırlanacağı üzere 12 Eylül yöneticileri de kendilerini Atatürkçü olarak tanımlamayı tercih etmişti. Gazeteci Mustafa Akyol, bunu 12 Eylül'ün yöneticilerinin kendini Kemalizm'den ayırma çabası olarak görüyor. Fakat bu çabanın başarılı olup olmadığıysa tartışılır.

Bugünün sağ Kemalistleri
 
Sağ Kemalistler kimlerdir? Süleyman Seyfi Öğün bir çırpıda isim saymayı tercih etmiyor. Fakat siyasal tarih itibarıyla Serbest Fıkra, Terakkiperver Fırka, Demokrat Parti, Adalet Partisi, ANAP, DYP ve 1980 sonrası ılımlaşan MHP'yi bu halkaya dahil ediyor. Mustafa Akyol ise aklına gelen ilk isimleri sıralıyor:

"Sağ Kemalist dediğinizde direkt aklıma Altemur Kılıç geliyor. Ve onun gibi Yeni Çağ gazetesinde yazan birçok insan herhalde kendini sağ Kemalist olarak görüyordur. Belki rahmetli Gündüz Aktan sayılabilir. Bazen günümüz MHP'sinden de sağ Kemalist olarak algılanabilecek çıkışlar duyuyorum."

Sağ Kemalistler kime oy verecek?
 
Seçime giden Türkiye'de, "Sağ Kemalistler hangi partiye oy verecek?" sorusu da zihinlerde. Aslında cevap geçmiş dönemlerde gizli.

CHP, Kemalistleri her zaman mutlu etmeyi başaramazsa da, sağ olsun sol olsun, çoğunlukla Kemalistlerin oyunu almayı başardı.

Bundaki en büyük etkense Sarıbay'ın saptamasıyla 'yasal' olan parti konumunda hâlâ CHP'nin görünmesinin etkisi büyük.

Farklı bir saptama da sağ Kemalizm'i bugün siyasal tematik olarak silik düzeyde bulan Süleyman Seyfi Öğün yapıyor:

Çok örtülü olarak – çağdaşlaşma başarısı söyleminde - AK Parti'de bile bu oyları görmek mümkün. Ama daha dogmatik düzeyde ise eski merkez sağ kamuoyu tercihini CHP'den ya da MHP'den yana yapmaktadır. Yani CHP bugün, dogmatik anlamda hem sağ hem sol Kemalizm'in hassasiyetlerini bir paratoner gibi çekmiş durumda."                                                                  r.sezgin@zaman.com.tr

***

Sağ ve sol Kemalizm ayrışabilir
 
Mustafa Akyol-Gazeteci: Kemalizm'in ana ağırlığının ben sol Kemalizm tarafından taşındığına ve Kemalizm'in özünde yine laiklik olduğuna inanıyorum. Milliyetçilik bile bunun bir varyantıdır. Ayrıştıkları noktalar çok derin değildir ama mesela bir sağ Kemalist başörtüsü yasağını savunmayabilir. Diğer taraftan Kürt kimliği noktasında belki sağ Kemalist belli ölçüde daha farklı davranabilir ama ağırlık noktaları aynı.

***

Aradaki farklılıklar sadece tematik
 
Prof. Dr. Süleyman Seyfi Öğün: Sol ve sağ varyasyonları ile Kemalizm, Türk modern-leşmesinin-çağdaşlaşma olarak bilinir- zihinsel ya da kültürel anlamda meşrulaştırılmasını güder. Aradaki farklılıklar sadece tematik düzeydeki yorum farklılıklarıdır. Zaten aralarındaki farklılıklar büyük ölçüde bulandı ve ihmal edilebilir hale geldi. Mevcut konjonktürde bu ayırımı, örneğin 1970'lerdeki haliyle görmüyoruz.

***

Statükonun sarsılması sağ ve sol Kemalistleri bir araya toplar
 
Prof. Dr. Ali Yaşar Sarıbay: Cumhuriyet'in kuruluşuna baktığınız zaman Kemalizm'in ne olduğu bellidir. Türkiye'de hâlâ maalesef kutuplaşmalar buna göre belirleniyor. Kemalizm'de ne sağ ne sol vardır, sadece pragmatik bir yaklaşım söz konusudur. Demokraside ortaya çıkabilecek statükoların sarsılması gündeme geldiği zaman Kemalizm çevresinde bir birliktelik söz konusu olabilir. Tabii kendilerine sağın- solun birleşmesi demeyecekler. Ortak bir değer aradıklarında bunun adı sağ Kemalistler sol Kemalistler olacaktır.

 http://www.zaman.com.tr/pazar_kemalizmin-icinde-bir-renk-sag-kemalizm_1106476.html

12 Nisan 2013 Cuma

Milliyetçilik, ulusalcılık, komitacılık

Geçenlerde televizyonda Türk Ocakları Genel Başkanı Nuri Gürgür'ü gördüm. Başkan; Yahya Kemal, Ahmet Hamdi Tanpınar, Peyami Safa, Mümtaz Turhan ve Erol Güngör gibi edebiyat ve fikir dünyamızın önemli simalarını sıraladıktan sonra şu tarz bir tespitte bulunuyordu: 

"Kendisini milliyetçi olarak gören bu kadar değerli aydının buluştuğu bir düşünce mecrasını çok basite indirgeyemezsiniz". 

Çok yerinde bir tespit. Türkiye'deki milliyetçiliğin ana damarı, itidal çerçevesi içinde bu ülkeyi sevmek, bu ülkenin kıymet hükümlerini yaşatmaktır. Bu nedenle başka bir milleti aşağılamaktan almaz gücünü. 

Toplumu, kültürel birikimlerin intisap ve miras geleneğine rabteden bir milliyetçilik anlayışıdır bu. Bediüzzaman'ın "müspet milliyetçilik" diye isimlendirdiği bu anlayış, kan ve kin üzerine bir dünya arayışı içinde değildir. 

O yüzden Nuri Bey'in milliyetçi aydın listesi uzatılabilir ve şu soru yöneltilebilir: Siz yeryüzünde hiç bu kadar mutedil aydının kendini milliyetçi olarak tanımladığı bir başka ülke biliyor musunuz? 


"Nationalism" kelimesine Batı'nın yüklediği anlam ile bu milletin öteden beri milliyetçilik kavramına verdiği mânâ arasında büyük bir uçurum var.

Vakıa, bazı dönemlerde "ırkçı" ve "kafatasçı" diyebileceğimiz iç direnişler Türkiye'deki milliyetçilik anlayışını kuşatmıştır; fakat her defasında tasfiye edilmiştir.

Şamanizm vurgusu, karşısında İslam inancını bulmuş, ırkçılık fikri Müslümanlığın "en üstününüz Allah'a en yakın olanınızdır" mesajıyla bertaraf edilmiştir.

Bugün milliyetçiliği tehdit eden en önemli gelişme ulusalcılıktır. Nevzuhur bir örgütlenmenin ürünü olan bu marjinal yapı, bir taraftan milliyetçi görünerek genel kitlenin desteğini almaya çalışıyor; diğer yandan da toplumla kavgalı olan merkezlere göz kırpıyo.

Kızıl elma ittifakı diye ortaya çıkan oluşumun mimarı, yakın siyasi tarihimizdeki her anti demokratik örgütlenmenin içinde bulunmuş bir insan. Şu sıralar yazdıklarıyla tahrikçilik yapmakla yetiniyor, söyledikleriyle de teşvikçilik yapıyor.

Çankaya sırtlarında mutat görüşmeler yapmasına şaşırmamak lazım; çünkü evveliyatının sağcılık mı solculuk mu olduğu bile tam bilinemiyor.

Karmaşık ilişkilerin bir çatı altında toplanmasında bu çok kimlikliliğin payı var. Hayatı boyunca yüzer-gezer bir karakter ortaya koyan; bu minval üzerine rotasını Çin'den İran'a, Apo'dan Atatürk'e kadar birbirine zıt istikametlere çeviren bir adamın bu işin kurucuları arasında bulunması da normal.

Das Kapital'den sıkılmış birinin, "Bir elimizde Nutuk!" deyip kükremesine de şaşmamak gerekiyor. Zira ulusalcıların İslam'a sahip çıkıyormuş gibi Müslüman kesilmesi de; Türklüğe sahip çıkıyormuş gibi Türk pozlarına girmesi de konjonktürel hamlelerdir. Ne İslam'ın izzet ü şevketi; ne Türklüğün kadr ü kıymeti ilgilendiriyor onları.

Ulusalcılığı ambalajlayan çok değişik etiketler var. Solculuk, sağcılık. İslamcılık... Bu etiketleri kazıyın; altından tek bir gerçek çıkacaktır: Komitacılık. Demokrasiyi içine sindirememiş dar bir zümre kâh milliyetçilik postuna bürünüp solculuğunu gizliyor kâh tarikatçılık kisvesine sarılıp tüccarlığını.

Matruşka mantığı ile hazırlanmış kimlikler silsilesi, kafa karıştırmaya yönelik hamlelerden oluşuyor. Kendini rejimin gerçek sahibi sayan elit bir zümrenin ulusalcılık oluşumuyla çete yapılanmalarına girmesi, Türkiye'yi sarsmaya yönelik her eylemin içinden bunların çıkması; sonra da büyük bir arsızlık içinde bu güruhun masum insanları suçlaması, boşuna değil.

Öteden beri aşina oldukları psikolojik harp teknikleriyle kamuoyunu başka mecralara sürüklemeye çalışıyorlar. Ancak nafile...

Adamın biri mantar tabancasını kapmış, şanlı bayrağı ve mukaddes Kur'an'ı iktidar hevesine alet etmeye yeltenerek yemin töreni yaptırıyor. "Ölmeye ve öldürmeye" yapılan yeminin Türkiye'deki fikrî akımların ana damarlarından sayılan milliyetçilik ile ilgisi olabilir mi? Resmen çetecilik bu.

Böyle bir zifiri karanlıktan Nihat Sami'ler, Nurettin Topçu'lar.. çıkmaz. İttihat ve Terakkicilerin maceraperest hayaletiyle karşı karşıyayız. Yeni bir maceraya gerek yok ki!

 http://www.zaman.com.tr/ekrem-dumanli/milliyetcilik-ulusalcilik-komitacilik_499565.html